“Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak selâm verin.” (24/ Nur, 61)

BUNCA NİMETE NASIL ŞÜKREDEBİLİRSİN?



Firavun’un vezirlerinden olan Kârun, birçok tâcirimizin sahip olduğu “çek" ve "sened"lerin, askerlerinin taşımakta zorlandığı anahtarlara ihtiyaç bırakmadığını bilmemişti.

İran Kralı Kisrâ, evlerimizdeki “koltuk takımlarının” kendi tahtından daha konforlu olduğunu tahmin bile etmemişti.

Başında kölelerine yelpazeler sallattıran Rum Kayseri, evlerimizdeki “klimaları” görmeden şu dünyadan gitti.

Etrafındakilerin kıskanmasına neden olan cam kavanozlarda soğuk su içen Bizans Kralı Heraklius, evlerimizde sularımızı birkaç saniyede soğutan “su sebilleri”nden hiç su içmedi.

Kölelerinin sıcak su ile soğuk suyu birbirine karıştırarak duş almasını sağlayan Sultan Mansur, banyolarımızda derecesini istediğimiz şekilde ayarladığımız “şofben”lerimizi aklından bile geçirmemişti.

Aylarca süren hac yolculukları artık klimalı uçaklarla birkaç saate düştü. Develerle yapılan uzun seferler, artık klimalı arabalarla çok kısa zamanda kat edilir oldu. Vallahi, kralların ve padişahların sahip olamadığı, hatta akıllarından ve hayallerinden geçirmedikleri onca nimete sahibiz.
Lakin…
Gözümüzü yükseklere diktikçe, gönlümüz daralıyor! Nimetler arttıkça azgınlığımız da artıyor. Allah’ım! Verdiğin bunca nimetten dolayı Sana, Senin layık olacağın şekilde hamd ediyoruz. Söz ve amel olarak bu nimetlerin şükrünü eda etmeyi bizlere nasip et. Üzerimize lütuf ve kereminden sağanak sağanak yağdır. Bizleri bağışla ve verdiğin nimetlerle Sana daha iyi kul olabilmeyi nasip et. (Allahumme âmîn)
 



Okunma Sayısı:108