“Egemenlik/Hâkimiyet/Hüküm koyma yetkisi yalnızca Allah’ındır.” (Yusuf Suresi, 40)

CUMA NAMAZI ÂDABI


بسم الله الرحمن الرحيم

Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…

 

Bir müslümanın, Cuma günü yapması gereken bir takım ibadetler ve uyması gereken bir takım edep kuralları vardır. Şimdi bunları maddeler halinde zikretmeye çalışalım:

  1.  Cuma Guslü: Bir Müslümanın Cuma günü cünüp olmasa bile gusül abdesti alması sünnettir. Bazı âlimler hadislerdeki emirlerden dolayı bunu “farz” kabul etmiştir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Cuma günü gusül almak akıl baliğ olmuş her müslümana farzdır.” (Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)

İbn-i Teymiye rahimehullah ise bu iki görüşün arasını şöyle bulmuştur: “Terinden ve kokusundan başkaları rahatsız olacak kimsenin gusül abdesti alması farz; böyle bir sorunu olmayan, temiz olan kimselerin ise gusül abdesti alması sünnettir.” (el-İhtiyârâtu’l-İlmiyye)

  1. Kehf Suresini Okumak: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Cuma günü Kehf suresini okursa, bu sure iki Cuma arası o kişi için bir nur olur.” (Hâkim rivayet etmiştir.) İmam Nevevî rahimehullah bu surenin Perşembeyi Cumaya bağlayan gece de okunabileceğini söylemiştir. Bazı kardeşlerimiz şu soruyu çok sormaktalar: “Manilerimizden dolayı Cuma namazından önce bu sureyi okuyamadığımız zaman acaba Cumadan sonra okusak olur mu?”

Cevap:  Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu sureyi okumayı Cuma günü ile kayıtlamıştır. Dolayısıyla Cuma günü ikindi vaktine kadar okunabilir.

  1. Misvak Kullanmak, Güzel Koku Sürünmek: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cuma günü gusül almak akıl baliğ olmuş her müslümana farzdır. Misvak kullanmak ve güzel koku sürmek ise gereklidir.” (Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)

Diğer bir rivayette ise şöyle buyurur:

“Cuma günü boy abdesti alıp mümkün olduğu kadar vücudunu iyice temiz­lemeye çalışan, ardından saçlarını yağlayan veya evinde bulunan güzel kokudan vücuduna süren ve daha sonra evinden çıkıp mescide gelerek safları yarmadan kendisine takdir edilen namazı kılan ve imamın okuduğu hutbeyi hiç sesini çı­karmadan, kimseyle konuşmadan can kulağı ile dinleyen herkesin bu Cuma ile diğer Cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhârî rivayet etmiştir.)

  1. Rasûlullah’a Salât-u Selam Getirmek: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e salât-u selam getirmek yılın her gününde faziletlidir; lakin bunu Cuma günü fazlaca yapmak faziletçe daha üstündür, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öyle buyurur: “Cuma günü bana çokça salât-u selam getiriniz; zira sizin salât-u selamlarınız bana arz edilmektedir.” (Ebu Davud rivayet etmiştir.)
  2. En Güzel Elbiseleri Giymek: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi iki elbise edinse, sonra Cuma günü her gün giydiğinin dışında bir elbise giyse ne olur?” (Ebu Davud rivayet etmiştir.)
  3. Elbisede Beyazı Tercih Etmek: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “En güzel ve en temiz olduğu için beyaz renkli elbise giyin. Ölülerinizi de beyaz kefene sarın.” (Nesaî rivayet etmiştir.) Beyaz en iyi olmakla birlikte diğer elbiseleri giymek de caizdir.
  4. Mescide Erken Gelmek: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cuma günü cünüplükten dolayı yıkandığı gibi boy abdesti alan ve (herkesten önce) na­maza gelen kimseler sanki bir deveyi Allah yolunda tasadduk etmiş gibi sevap alırlar. Onlardan sonra gelenler bir sığırı, daha sonra gelenler boynuzlu bir koçu, ardından gelenler bir tavuğu ve en sona gelenler bir yumurtayı Allah yolunda tasadduk etmiş gibi sevap alırlar, İmam (hutbe için) çıktığında melekler okunan zikri dinlemek üzere oraya toplanırlar.” (Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.) Tabii ki, mescide gelip orada boş konuşmalara dalanlar bu ecirden mahrum olabilirler. Mescide gelip orada oturmak ve hemen Allah’ı zikir, dua, namaz ve benzeri ibadetlerle meşgul olmak gerekir.
  5. İmkân Ölçüsünde Yürüyerek Gelmek: Yürüyerek gelme imkânı varken binitle gelmek uygun değildir. Ancak ortada bir zaruret veya aceleyi gerektiren bir şey varsa o zaman binitle gelmek caizdir. Cuma namazına yürüyerek gelenlerin attıkları her bir adım için ecir verileceği hadislere belirtilmiştir.
  6.  “Tahiyyetu’l-Mescid” Namazı Kılmak: Mescide girer girmez oturmadan önce mescidi selamlama anlamına gelen “Tahiyyetu’l-Mescid” namazı kılmak gerekir. Bazı âlimler, bu namazın “farz” olduğunu söylemiştir. Burada önemli olan mescide girer girmez, oturmadan bu namazı kılmaktır.
  7. Mescittekilere Eziyet Vermemek: Cuma gününün fazileti ve günahların bağışlanmasıyla alakalı olan hadisleri incelediğimizde, bunların bazı şartlara bağlı olduğunu görürüz. Bunlardan bir tanesi de mescittekilere eziyet etmemektir. Bir kimse eğer mescittekilere eziyet ederse, o zaman iki Cuma arası günahların affından ve diğer konularla alakalı sevaptan mahrum kalacaktır. Mescittekilere eziyetin birçok şekli vardır: Oturanları yararak öne doğru ilerlemek, iki kişinin arasında zorla girmek, kötü kokularla gelmek, gürültü yapmak, fısıldamak vs. vs… Tüm bunlardan sakınmalı ve Müslümanlara eziyet etmemeliyiz.
  8. İmam Hutbeye Çıkmadan Önce Nafile Kılmak: İmam hutbeye gelmeden önce mutlak nafile kılınabilir. Burada hemen belirtelim ki, Cuma namazından önce “Cumanın ilk sünneti” diye bir şey yoktur. Cumadan önce mutlak nafile vardır. İsteyen 2, isteyen 4, isteyen daha fazla kılabilir. Ama bunu kılarken nafileye niyet etmelidir. İbn-i Teymiyye rahimehullah der ki:

“İmamların cumhuru cumadan önce belirli bir adette vaktin sünneti olmadığı noktasında ittifak etmiştir. Çünkü bu (namaz) ancak Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ya sözü ya da fiili ile sabit olur. Oysa Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ne sözü ne de fiili ile böyle bir şeyi sünnet kılmamıştır. Bu, Malik’in, Şafiî’nin ve ashabının çoğunluğunun görüşüdür. Ahmed b. Hanbel’in mezhebinde meşhur olan da budur.” (el-Fetâvâ’l-Kübrâ)

  1. İmama Yakın Olmak: imkân varsa imama yakın bir yere oturup hutbe dinlemek Cuma günü yapılacak en iyi işlerdendir. Lakin imama yakın olacağım diye kardeşlerimize eziyet etmek caiz değildir.
  2. Hutbe Esnasında İmama Yönelmek: Hutbe esnasında imama doğru yönelerek dinlemek dikkatleri daha da iyi toplayacağı için müstehap görülmüştür.
  3. Hutbe Esnasında Susmak: Hutbe verilirken mutlak surette susmak gerekir. Boş iş yapan birisine “Şşşiit! Sus! Konuşma!” gibi sözler söylemek bile abesle iştigal sayılmıştır. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu bizatihi yasaklamıştır. Hutbe esnasında Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in adı anıldığında salâvat getirilip-getirilmeyeceği bile âlimler arasında tartışma konusu olmuşken, biz nasıl olurda bunun daha altında kalan işlerle meşgul olur, hutbe sırasında konuşur veya konuşanları uyarabiliriz? Bu da günümüzdeki bariz hatalardan birisidir. Bir insan hutbe esnasında konuşursa bu, onun hatasıdır. O, yanlış yaptı diye bizde mi yanlış yapacağız?
  4. Hutbe Esnasında Tesbih, Telefon, Saç-Sakal ve Benzeri Şeylerle Oynamamak: Hutbeyi dinleyen bir kimsenin çakıl taşları ve benzeri şeylere dokunması, sakalıyla, elbisesiyle ya da başka bir şeyle oynaması, huşûya aykırı olduğundan dolayı caiz değildir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “...Çakıl taşlarına dokunan bir kimse lağvetmiş olur.” (Müslim rivayet etmiştir.)
  5. Uyku Bastırdığında Yer Değiştirmek: Bu da unutulmuş sünnetlerden birisidir. Birçok Müslüman, mescide geldiğinde özellikle imam hutbe verirken uyumakta, hatta horlamaktadır. Bu, cumanın gayeleri ile örtüşmemektedir; zira cumanın en büyük gayelerinden birisi, hutbede anlatılan şeylerden istifade ederek hafta boyu onunla amel etmeye çalışmaktır. İnsan uyuduğu zaman bu gayeyi nasıl gerçekleştirebilir ki? Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Cuma günü birinizin uykusu gelirse hemen yerini değiştirsin.” (Ebu Dâvud rivayet etmiştir, senedi sahihtir.)
  6. Cumanın Farzından Sonra Namaz Kılmak: Cumanın farzından sonra 2 veya dört rekât namaz kılmak sünnettir. Burada şu hususa dikkat etmek gerekir: Şayet mescitte namaz kılacak olursa bu namazı 2+2 şeklinde “4” rekât olarak kılmalı; eğer evinde veya iş yerinde kılacaksa sadece “2” rekât olarak kılmalıdır. Sünnet bu şekildedir. (Bkz: Tüm Detaylarıyla Namaz, sf. 217)

Rabbim hepimizi bu sünnetleri hakkıyla yerine getiren kullarından eylesin. (Âmîn)


Faruk Furkan

 

Okunma Sayısı:3173