“Ey îmân edenler! Allâh’a karşı takvâ üzere bulunun ve sözü doğru söyleyin ki Allâh amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın! Her kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itâat ederse, o hakîkaten büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzâb, 70-71)

HİDAYET REHBERİ KİTABIMIZIN FAZİLETİ

 

بسم الله الرحمن الرحيم

Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…

Bir müslümanın Kur’ân’dan hakkıyla istifade edebilmesi için öncelikle o kitabın kıymet, değer ve faziletini bilmesi gerekir. Bununla birlikte “Kur’ân nasıl bir kitaptır? Okunduğunda sahibine ne kazandırır? Bizden ne istemektedir?” gibi bazı soruları da kitabı okumaya başlamadan önce cevaplandırması gerekmektedir. Müslüman bu soruları olumlu bir şekilde cevapladığı zaman kitabına bakışı daha farklı olacak ve Allah’ın kendisine ne büyük bir nimet ihsan ettiğinin farkına varacaktır. Şimdi gelin, hep beraber Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in dilinden Kur’ân’ın nasıl bir kitap olduğunu ve hamiline ne gibi faziletler kazandıracağını dinleyelim. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

* “Kur’ân okuyunuz. Çünkü Kur’ân, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”[1]

* “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, “elif, lâm, mîm” bir harftir demiyorum; bilâkis “elif” bir harftir, “lâm” bir harftir, “mîm” de bir harftir.”[2]

* “Her zaman Kur’ân okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.”[3]

* “Kıyamet gününde Kur’ân ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’ân ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’ân’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar”[4]

* “Sizin en hayırlılarınız, Kur’ân’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”[5]

* “Kur’ân’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’ân’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”[6]

* “Kur’ân okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’ân okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’ân okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’ân okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.”[7] 

* “Allah şu Kur’ân’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.”[8]

* “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’ân verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”[9]

* “Kalbinde Kur’ân’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”[10]

* “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara Suresi okunan evden kaçar.”[11]

 

Sahabe ve Tabiîn’in Kur’ân’ın Faziletine

Dair Sözlerinden Seçmeler

İbn-i Mes’ud (radıyallâhu anh) şöyle demiştir: “Bu Kur’ân’dan ayrılmayınız. Çünkü o, Allah’ın sofrasıdır. Sizden kim Allah’ın sofrasından alma gücüne sahipse alsın. Bu da ilim öğrenmekle olur.”

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) şöyle demiştir: “Herhangi bir evde Kur’ân okunursa, şeksiz ve şüphesiz o ev (mânen) aile efradı için genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. İçinde Kur’ân okunmayan ev ise, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar.”

Hasan Basrî (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: “Allah'a yemin ederim ki, Kur’ân’dan daha üstün bir zenginlik olmadığı gibi, ondan mahrum olmak kadar da büyük bir fakirlik yoktur.”

Kasım b. Abdurrahman (rahmetullahi aleyh) şöyle der

“Abidlerden birine ‘Senin oturduğun bu boş evde kendisiyle arkadaşlık edeceğin kimse yok herhâlde!’ dedim. Bunun üzerine elini mushafa uzatıp dizlerinin üzerine koydu ve dedi ki: ‘İşte arkadaşım budur.’

Burada zikrettiğimiz hadisler ve selefin sözleri, Kur’ân’ın faziletini anlatan rivayetlerden sadece bazılarıdır. Kur’ân’ın faziletini anlatan daha birçok hadis ve selef kavli vardır.

Bu gün biz Müslümanların Kur’ân karşısındaki tutumu tıpkı denizde susuzluktan ölen veya hazinesi olup da açlık sıkıntısı çeken kimselere benzemektedir. Elimizde mükemmel bir değer var ama bunun kıymetini bilmiyor ve ona karşı gereken ilgiyi gösteremiyoruz.

 



[1] Müslim, Müsâfirîn 252.

[2] Tirmizî, Fezâilü’l-Kurân 16

[3] Ebû Dâvûd, Vitr 20.

[4] Müslim, Müsâfirîn 253.

[5] Buhârî, Fezâilü’l-Kurân 21.

[6] Buhârî, Tevhîd 52; Müslim, Müsâfirîn 243.

[7] Buhârî, Et’ime 30.

[8] Müslim, Müsâfirîn 269.

[9] Buhârî, İlm 15.

[10] Tirmizî, Fazâilü’l-Kurân 18.

[11] Müslim, Müsâfirîn 212.

 

Okunma Sayısı:475