DAVETÇİYİ BAŞARISIZLIĞA GÖTÜREN FAKTÖRLER
بسم الله الرحمن الرحيم
Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…
- İhlâssızlık, samimiyetsizlik.[1]
- Allah düşmanlarından aşırı şekilde korkmak.[2]
- Ölümden korkmak ve onun için hazırlıklı olmamak.
- Davete destek vermesi umulan kimselerin gevşeklik göstermesi.
- Müslümanların zaafından dolayı dünyaya karamsarlıkla bakmak.
- Dünyalıklara fazla gönül bağlamak.
- Para kazanma hırsı.
- Kibir, Ucub, haset vb. nefsanî hastalıklara kapılmak.
- Davetçinin kendisini yetersiz görmesi ve hakikati olmayan korkulara kapılması gibi bazı aldatıcı etkenlerin varlığı.
- Nasıl davet yapılacağına dair ciddi bir eğitimsizlik.
- Allah’ın hükmünü yeryüzüne yeniden hâkim kılma, İslam Ümmetinin kaybolmuş izzetini tekrar iade etme, sahih İslam akidesini yayma ve insanların hidayetini arzulama gibi ana hedeflerin yok olması.
- Yaşanan dönemin, vakıanın ve davetin ulaştırılacağı toplumun hakkıyla bilinip, tanınmaması.
- İslamî grupların birbiri ile olan ihtilafları.[3]
- Bilgi yetersizliği ve güncel meselelerin halline dair ciddi bir ilmî birikimin olmayışı.
- Dalalet ehli insanlarla uzun uzadıya mücadele etmek ve onlarla sürekli cedelleşmek.[4]
- Davetin aşamalarında maslahat-mefsedet ayırımı yapamamak.
- Allah yolunda başa gelen bela ve musibetlere sabır gösterememek.
- “Nehyi ani’l-münker/Kötülükten men etme” prensibini alışkanlık haline getirmemek.[5]
- Davette tedricilik ilkesini ihlal etmek.
- Davetçinin azığı mesabesinde olan “salih” insanlarla arkadaşlık etmeyi terk etmek.
- Davada tecrübesi olan insanlarla istişare etmeyi terk etmek.
- Allah’ın mümin kullarına kesinlikle yardım edeceğine dair verdiği vaat hususunda inancın zayıflaması.[6]
- Erken netice alma sevdası.
- Yapılan hataları görememek veya yapılan hataları kabul etmemek.
- Günah işlemek, küçük günahlara fazla aldırış etmemek.[7]
- İbadetlere, takvayı aşılayacak amellere ve sabah-akşam zikirlerine fazla önem vermemek.
- Müminin silahı olan duayı terk etmek veya bu konuda gevşeklik göstermek.
- Davetçinin psikolojisinin zayıflaması.[8]
- Davette plan ve projesiz hareket etmek veya düzensiz çalışmak.
- Aşırı hamaset sahibi olmak; fazla heyecana kapılmak.
Faruk Furkan
[1] Bir davetin başarılı olabilmesindeki en önemli faktör belki de “ihlâs ve samimiyet”tir. Bu olmadan davetin başarılı olması asla söz konusu olamaz.
[2] Bu konuda Rabbimizin şu ayetini hatırdan çıkarmamak gerekir: “İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer müminlerseniz, Benden korkun.” (Al-i İmran, 175)
[3] Bu hususta Rabbimiz şöyle buyurur: “Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 46)
[4] Ki böylesi bir tutum davetçinin gücünü, himmetini ve gayretini azaltabilir. Hatta böylesi bir tavır davetçinin önemli olan birçok meseleden habersiz kalmasına neden olabilir.
[5] İnsan bu prensibi hayatında alışkanlık haline getiremediği zaman etrafında vuku bulan kötülüklere kendisini kaptırabilir veya karşı çıkmaya cesaret edemediği kötülük yanında işlene işlene artık o kötülüğün olağan bir şeymiş gibi bir hal alması söz konusu olabilir.
[6] Bu hususta Rabbimiz şöyle buyurur: “Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” (Mümin, 51)
[7] Küçük günahlar insanları zamanla daha büyük günahları rahatlıkla işlemeye sevk edebilir. Bu nedenle davetçi küçük günahları asla basite almamalıdır. Şairin de dediği gibi küçük şeyleri basite almamak gerekir; zira koca koca dağlar küçücük taşlardan meydana gelir!
[8] Böylesi bir durumda davetçi en ufak şeylerden bile etkilenir hale gelir.
