O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.(2/Bakara, 3)

Muhtelif 2 dk okuma 8 görüntülenme

Dâvana Önce Kendin İnan!

Herhangi bir dâvayı aşkla, şevkle, samimiyet ve kararlılıkla dillendiren insanlardan herkes etkilenir, teessür eder. Velev ki dillendirilen bu dâva, bâtıl bir dâva olsun…

Bu inkâr edilemez bir gerçektir.

Adam[1] dâvasına öyle inanmış, onu öylesine kesin bir inanç ve üslupla anlatıyor ki, Müslümanlar dâhil onu dinleyen her kesim ondan etkileniyor, onun sözlerini söylüyor, üslubunu üslup ediniyor… Yakında onun gibi giyinmeye başlarlarsa hiç de şaşmam!

Aslında bunda garipsenecek bir durum yok. Çünkü kim olursa olsun, insan bir dâvaya inanır, onun için bedel öder ve fedakârlıklar yaparsa, mutlaka dışarıdaki birilerinin kalbini, gönlünü veya desteğini kazanır.

Bu gerçek, biz Müslümanlara çok önemli bir şeyi yeniden hatırlatmalı/öğretmelidir. O da şudur: Eğer sen dâvana ve insanları kendisine dâvet ettiğin ilkelere adının gerçekliğinden daha kesin bir inançla inanmazsan asla başarılı olamazsın!

Daha kendini bile esaslarına hakkıyla ikna edemediğin, iç dünyanı realiteleriyle gereği gibi mamur kılamadığın ve hayatını onun ilkeleriyle tanzim edemediğin bir dâvaya başkalarını nasıl ikna edebilirsin?

Bu beyhudelikten başka ne olur ki?

O nedenle, dâvet ettiğimiz ilkelere Allah için önce samimiyet ve kararlılıkla kendimiz inanmalı, onları iç âlemimizde özümsemeli ve hayatımızda onların gereklerini pratize etmeliyiz. Bunu başarabilirsek işte o zaman dâvetimiz fayda verir, insanlar bize inanır. İnanmasa da en azından bizi haklı bulur veya değerli insanlar olduğumuzu düşünürler.

Bu gün her Müslüman gibi bazı Müslümanlar da şeriat dâvası iddia etmektedirler. Ama bakıldığında hayatlarında büyük bir şeraitsizlik hâkim!

Şeriatın hâkim olmasından bahsediyorlar; ama ticaretleri şeriatsiz!

Şeriatın hâkim olmasından bahsediyorlar; ama evlilikleri şeriatsiz!

Şeriatın hâkim olmasından bahsediyorlar; ama cemaatleri şeriatsiz!

Şeriatın hâkim olmasından bahsediyorlar; ama sözleri şeriatsiz!

Şeriatın hâkim olmasından bahsediyorlar; ama amelleri şeriatsiz!

Şeriatın hâkim olmasından bahsediyorlar; ama evleri, barkları, işleri, işyerleri, bağları, bostanları… şeriatsiz!

Hayatının büyük bir alanı şeraitsiz olan insanların, dünyanın en ağır sorumluluğu olan şeriat dâvasını gütmeleri kadar abes bir şey olamaz. Ama bu abesler dünyasında bu da olabiliyor işte!

Allah, içimizden en azından babasının kendisine verdiği ismin gerçekliğine inandığı kadar dâvasının gerçekliğine inanan ve bunun için samimiyetle mücadele eden yiğitler çıkarsın.


[1] Burada işaret edilen kişi Sedat Peker’dir.

Görsel kart8 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.