Allah, iman edip salih amel işleyenlere, onlar için bağışlama ve büyük bir ecir vadetmiştir.Mâide Suresi, 9. Âyet

Muhtelif 2 dk okuma 5 görüntülenme

Dini Tebliğ Cihaddan Daha Üstün Olabilir; Ama…

İbn Kayyım rahimehullah der ki:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetlerini ümmete ulaştırmak, düşmanın boynuna ok ulaştırmaktan daha efdaldir; çünkü düşmana ok atmayı insanlardan birçoğu yapabilir ama O’nun sünnetlerini insanlara ulaştırmayı ancak peygamberlere vâris olan ve insanlar arasında onların halifeleri sayılan kimseler yapabilir.” (Tefsiru’l-Kayyım, sf. 431)

İbn Kayyım’ın, birçok âlimimizin de birebir te’yid ettiği bu önemli ve hikmetli tespitini düşünmek gerekir.

Bugün Allah’ın dinini anlatmaya ve insanlara onu ulaştırmaya gayret eden dâvetçiler, şayet bu işi “peygambere vâris olan birisine yakışır bir biçimde” yapsalar, Allah yolunda cihad edenlerin aldığı kadar, belki daha da fazla ecir alırlar. Çünkü dâvet, gerçekten de cihad kadar zor ve meşakkatlidir. Ciddi bir ilmî birikimi, insanların psikolojisini bilmeyi, onların eziyetlerine tahammül etmeyi ve –en önemlisi– onların dertleriyle içtenlikle ve samimiyetlee ilgilenmeyi gerektirmektedir. Bu elbette her insanın yapabileceği bir şey değildir ve cihad kadar çilelidir.

Dâvet asla birilerinin zannettiği gibi bir insana bir hakikati anlatıp sonra geri çekilmek değildir. Aksine dâvet; bir insana bir hakikati anlattıktan sonra onun o hakikate teslim olabilme sürecini dikkatle kontrol etmektir. Gerektiğinde eşiyle, gerektiğinde işiyle, gerektiğinde sosyal hayatta karşılaşacağı her türlü problemiyle birebir aktif bir şekilde ilgilenmektir.

Allah aşkına söyleyin, bu kolay bir şey midir?

Bunun ne kadar zor olduğunu ancak bu konuda sahada aktif olanlar ve emek çekenler bilir. Ömründe bir insanın hidayet bulması için hiçbir çaba harcamamış olanlar, bu gerçeği anlayamazlar. Bunlar dâvet denilince bundan sadece mikrofon karşısına geçip insanlara bir şeyleri anlatmayı zannederler; oysa bilmezler ki bu anlatmanın ardında onları bekleyen uzun bir maraton var.

Maratonun ne kadar uzun ve yorucu olduğunu bilenler, İslam’da dâvetin cihad kadar zor bir iş olduğunu rahatlıkla anlarlar; ama maratonun mahiyetini henüz idrak edememiş olanlar, âlimlerimizin dâvetin cihattan daha üstün olduğunu ortaya koyan sözlerini anlamaz, üstüne bir de bunu eleştirirler.

Bu insanların âlimlerimizin bu tarz sözlerini anlayabilmeleri için Allah yolunda dâvet yapan insanların bir adam kazanabilmek için aylarca, belki yıllarca verdikleri mücadeleyi görmeleri gerekir.

İşte o zaman bu işin ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu anlayabilirler. O zaman âlimlerin sözlerine bir anlam vermeleri mümkün olur.

Son olarak şunu da ekleyeyim: Allah’ın dinini insanlara düzgün bir şekilde ulaştırmak cihattan daha değerliyse, O’nun dinini insanlara yanlış ulaştırmak da o kadar değersiz, o kadar Allah katında sevilmeyen bir ameldir.

O nedenle dâvet yapıyorum diye hiçbir ilmî alt yapıya sahip olmadan meydana çıkan ve bu sûretle Tevhid’i ve ehlini itham altına sokanlar, Allah’ın dinini kötü temsil etmelerinin karşılığını mutlaka göreceklerdir.

İyi niyetli olmak, Allah’ın dinini yanlış temsil etmenin müberriri olamaz!

Allah İbn Kayyım’a rahmet etsin, ne de güzel söylemiş! Tabii ki anlayana…

Görsel kart5 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.