Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanındaki müşrikler, başları dara düştüğünde duayı sadece ama sadece Allah’a yapıyorlardı. Ama günümüzde bazı müşrikler başları dara düşünce Allah’a değil; ğavslar gibi, şeyhler gibi, yatırlar gibi başka varlıklara dua ediyorlar. Yani dar anlarında bile Allah’a dua etmiyorlar!
Şimdi şu iki ayete dikkatlice bakın:
وَإِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَن تَدْعُونَ إِلَّا إِيَّاهُ
“Denizde bir tehlikeyle yüz yüze geldiğinizde Allah’tan başka bütün yardıma çağırdıklarınız kaybolup gider (onlara dua etmezsiniz).” (İsra, 67)
دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَٰذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ
“…Onları denizde bir fırtına yakalar, üzerlerine her taraftan dev dalgalar gelmeye başlar, (her taraftan) kuşatıldıklarını anlarlar ve (işte bu durumda) ‘Eğer bizi bu felâketten kurtarırsan vallahi sana şükredenlerden olacağız’ diye –din ve ibadeti yalnız O’na özgü kılarak– Allah’a dua ederler.” (Yunus, 22)
Bu iki ayet ve bu manada daha niceleri zor durumda kalan müşriklerin hal ve tavırlarını çok net bir biçimde tasvir ediyor.
Bilindiği üzere denizler –çekici manzarasına ve albenili güzelliğine rağmen– en tehlikeli yerlerdendir. Denizde problem yaşayan birisi, karada problem yaşayan birisine nazaran kolay kolay kurtulamaz. O nedenle kadîm müşrikler o zor anlarında asla Allah’tan başkalarına dua etmez, böyle bir hataya düşmezler.
Zorda kalan eski müşriklerin sadece Allah’a dua ettiklerini ortaya koyan şu pratik örneği de zikretmenin faydalı olacağını düşünüyorum:
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Kureyş’in kendisine hürmet ettiği önemli şahsiyetlerden birisi olan Husayn ile –ki bu zat daha sonraları iman etmiştir– bir diyaloğa girmişti. O diyaloğunda Husayn’a harika bir soru sordu:
—Ey Husayn! Kaç ilaha ibadet ediyorsun?
—Yeryüzünde altı, gökte de bir olmak üzere yedi ilaha ibadet ediyorum.
—Sana bir zarar dokunduğunda kime dua ediyorsun?
—Gökteki ilaha dua ediyorum.
—Malın helâk olduğu zaman kime dua ediyorsun?
—Gökteki ilaha dua ediyorum.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
—Gökteki ilah tek başına sana icabet ediyor, yardımda bulunuyor, sen ise yerdeki bâtıl ilahları O’na ortak koşuyorsun…”[1]
Bu rivayet bize o dönemin müşriklerinin genel bir tavrını ortaya koyuyor.
GELELİM GÜNÜMÜZE…
Ama günümüzün çarpık zihniyetli bazı sûfileri, uçakta veya benzeri vasıtalarda başlarına bir musibet gelse, Allah’a dua etmek yerine, ğavslara dua etmeyi tercih ediyorlar.
• Cübbeli Ahmed Örneği •
Cübbeli Ahmed inanın bunlardan birisidir. Onun bu konuda meşhur bir videosu var. Zannımca birçoğunuz izlemiştir. Adam aynen şöyle diyor:
“Ğavs-ı Ceylanî… Adam denizin ortasında kurtarır, havada kurtarır. Allah’ın izniyle! ‘Ğavs-ı Ceylanî’ dedin mi, hemen gelir. Kaç kere denemişim ha! Havada düştük düşeceğiz. Küt iniyoruz aşağı, pat çıkıyoruz yukarı –hayatımız uçaklarda geçti– Oku, oku, oku, oku, oku… Durmuyor! ‘Ya ğavs!’’dedin mi, Ğavs-ı Ceylanî gelir.” [2]
Allahu ekber! Bu nasıl bir hadsizlik, nasıl bir şirktir ya!
Oysa uçak da tehlikeli olması bakımından gemiden farklı değildir; hatta daha tehlikelidir. Onun için uçakta da dini Allah’a has kılarak sadece Allah’a dua etmek gerekir. Ama insanın zihni bir kere şirke bulandı mı, yeryüzünün en sapkın inanç ve itikatlarını doğru telakki edebiliyor.
Adam –el-iyâzu billâh– bu şirk inancına sahip olmakla kalmıyor, insanlara da bunu yapmalarını öğütlüyor! Bu da işin bir başka boyutu…
İşte bu ve benzeri hâdiseler, eski müşriklerle günümüz müşrikleri arasındaki bir farkı ortaya koyan ve bu konuda bizlere mukayese imkânı veren hâdiselerdir.
Toplum olarak ne hale geldiğimize bir bakın!
[1] Tirmizî
[2]https://www.youtube.com/watch?v=3KNZ-ckSKQg&ab_channel=Tonyukuk (Konuşmanın 19. saniyesinden itibaren bu sözleri söylüyor.)
