Rabbimiz buyurur ki:
فَاِنْ اٰمَنُوا بِمِثْلِ مَٓا اٰمَنْتُمْ بِهٖ فَقَدِ اهْتَدَوْا وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا هُمْ فٖي شِقَاقٍ
“Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, kesinlikle hidayeti bulmuş olurlar; fakat eğer yüz çevirirlerse bu durumda onlar bir ayrılığın içindedirler.” (Bakara, 137)
Bu âyet, iman sağlaması yaptıran âyetidir.
Bu âyete göre bir insan, sahabenin iman ettiği şeylere tıpkı onlar gibi iman ediyorsa, o insan hidayet ehlidir ve doğru yolu bulmuş bir kimsedir. Ancak eğer bir konuda sahabenin iman ettiği gibi iman etmiyorsa, o insan hidayet ehli değildir ve doğru yolu da bulamamıştır. Şimdi gel, sen de imanının Allah katında geçerli olup-olmadığını ve hidayette misin, yoksa dalâlette misin öğrenmek istiyorsan, bu âyeti esas al ve kendini ona göre tart.
Ben, yolunu açmak için iki konuda soru soracağım, diğer meseleleri de sen kıyasla…
Soruyorum:
•Sahabenin tamamı kabir azabının varlığını kabul ettiği halde bu gün kabir azabını reddedenler, acaba bu âyetin neresindeler?
•Sahabenin tamamı Allah’ın sıfatlarına olduğu gibi iman ettiği halde bu gün Allah’ın sıfatlarını bin bir te’ville reddedenler, acaba bu âyetin neresindeler?
Sen bu soruları onlara, yüzlere, hatta binlere çıkararak imanî konularda kimin ne kadar sahabenin yoluna uyduğunu ve dolayısıyla ne kadarlık bir mü’min olduğunu tespit edebilirsin. Kendin için de aynı şeyi yaparak imanî kalitenin sağlamasını yapabilirsin.
Bu gerçekten de müthiş bir sağlama yöntemidir. Bunu bize öğreten Rabbimize hamd olsun.
