Öğüt vermenin iki şekli vardır:
1-) Güzel olanı,
2-) Kötü olanı.
Böyle olduğu içindir ki Rabbimiz Nahl Sûresinde insanları İslam’a nasıl davet edeceğimizi anlattığı âyetinde öğüt vermenin “güzel bir şekilde” olması gerektiğini vurgulamıştır.
ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle dâvet et.” (Nahl, 125)
O nedenle, bir Müslüman öğüt verirken mutlaka güzel olan şeklini kullanmalıdır.
ÂYETLE ALAKALI BİR NÜKTE
Dikkat ederseniz âyette Rabbimiz hikmetten bahsederken “güzel bir hikmetle davet et” dememiş; bilakis yalnızca “hikmetle davet et” demiştir.
Acaba bunun hikmeti nedir?
Cevap: Hikmetin hiçbir sûreti, hiçbir şekli, hiçbir yönü kötü değildir. Bir şey hikmet kapsamına giriyorsa o kesinlikle güzeldir. O nedenle Rabbimiz hikmet kelimesini “güzel” vasfıyla vasıflandırmaya ihtiyaç duymamıştır.
Rabbimizden bizlere hikmet vermesini diler, hayatın her alanında hikmetle davranmayı prensip haline getirebilmeyi bize kolaylaştırmasını niyaz ederiz. Çünkü:
وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُوتِيَ خَيْراً كَثٖيراًؕ
“Kime hikmet verilirse ona birçok hayır verilmiş demektir.” (Bakara, 269)
