Sosyal hayatta tanışık olduğumuz kimi insanlar var ki, büyük günahlardan ellerinden geldiğince sakınmaya çalışırken, mesele küçük günahlara gelince onları –küçük (!) olmasından kaynaklansa gerek– basite alıyor ve önemsemiyorlar. “Nasıl olsa Allah affeder” düşüncesi kendilerinde hâkim. Böyle olan her kardeşime şu dehşet verici âyeti ve sonrasında zikredeceğim ondaki ince mesajı anlamayı, tefekkür ve tedebbür etmeyi tavsiye ediyorum.
Önce ayeti okuyalım. Rabbimiz buyurur ki:
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمينَ مُشْفِقينَ مِمَّا فيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَا لِهٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغيرَةً وَلَا كَبيرَةً اِلَّٓا اَحْصٰيهَا وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِراً وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَداً
“Artık kitap ortaya konmuştur. Sen mücrimleri, onda yazılı olanlardan dolayı korkuya kapılmış ve: ‘Vay halimize! Bu kitaba ne oluyor? Ne küçük bir şey bırakmış, ne büyük; hepsini sayıp dökmüş!’ dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 49)
ÂYETTEKİ İNCELİK
Âyetteki ince noktaya gelince; dikkat ederseniz Rabbimiz:
لَا يُغَادِرُ صَغ۪يرَةً وَلَا كَب۪يرَةً
“Ne küçük bir şey bırakmış, ne büyük…” buyurarak küçük günahları, büyük günahlardan önce zikretmiştir.
Evet, yanlış okumadınız. Küçük günahların zikri, büyük günahların zikrinden önce olmuştur.
Bu, elbette boşa yapılmış bir tercih değildir. Allah’ın kitabında hiçbir harf, hiçbir kelime boşa değildir zira. Mutlaka bir hikmeti vardır. Önemli olan bunu bulabilmektir.
Şimdi soruyorum: Küçük günahların büyük günahlardan daha önce zikredilmiş olması size bir şeyler fısıldadı, bir şeyler anlattı mı?
Bunu, gözünüzü yumun ve bir süreliğine Allah için düşünün.
Küçük, küçücük, mini minnacık görülen günahlar bile kayıt altına alınıyor ve hesap anında büyük günahlarından daha önce insanın karşısına çıkarılacak!
Aklı olan bunu düşünür ve günahın büyüğünü de küçüğünü de terk eder.
Umarım âyetteki bu ince mana, kalbi olan erlere fayda verir…
