O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.(2/Bakara, 3)

Muhtelif 1 dk okuma 21 görüntülenme

Mü’min İle Kâfirin Örneği

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Mü’min, tıpkı bir başak gibidir. Rüzgâr onu kâh yatırır, kâh düzeltir. Münafık (ve kâfir) ise rüzgârın kendisini yıkıp kökten söktüğü ‘çam ağacı’ gibidir.” (Buhari, Müslim)

Allah ve Rasûlü’nün insanların daha iyi ve sağlıklı anlamalarını sağlamak adına örneklendirmeler yaptığı malumdur. Zikrettiğimiz bu hadis de bu örneklendirmelerden bir tanesidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem burada müthiş bir teşbih yapmış ve bununla iman edenlerle iman etmeyenlerin durumunu çok anlaşılır bir şekilde ortaya koymuştur.

Mü’mini başağa, kâfiri çam ağacına, rüzgârı da musibetlere benzetmiştir.

Dış dünyada rüzgârın eksik olmadığı gibi, musibetler de insanların hayatında eksik olmaz. Ama bunun karşısında iki tip insan vardır:

1-İman eden insan,

2-Kâfir olan insan.

Her birinin rüzgârlar karşısındaki durumu farklıdır.

• Mü’min insan, tıpkı bir “başak” gibidir. Esen rüzgârlar onu bir sağa yatırır, bir sola… Ama hiçbir zaman kökten sökmez. En önemlisi, sağa sola yalpalasa da bir süre sonra tekrar eski hâlini alır, doğrulur.

• Kâfir veya münafık insan ise tıpkı bir “çam ağacı” gibidir. Esen rüzgârlar onu sağa-sola yatırmaz; bilakis direkt götürür. Kökten veya gövdeden yıkar. Yıktı mı da bir daha ayağa kalkamaz.

İşte mü’min ile kâfirin farkı buradadır. Birisi yıkılsa da kalkar; öbürü yıkıldı mı bir daha kalkamaz.

Bizler hayatımızın her alanında imtihan ve musibetlere maruz kalırız. Bedenimizde, ailemizde, çoluk-çocuğumuzda, malımızda sürekli imtihanlar geçiririz. Ama imanımız varsa bu imtihanların hiçbirisi –biiznillah– bizi külliyen yatırmaz. Yalpalatsa da gün gelir yeniden kalkarız.

Ancak imanımıza onu kemiren kurtlar bulaştırırsak, o zaman –içimiz boşalmaya başlayacağı için– en ufak rüzgârlar bizi yıkar, belimizi kırıp kökümüzü söker. Tıpkı içi kemirilmiş devasa ağaçların küçücük sarsıntılarla, çok basit rüzgârlarla yıkıldığı gibi… Yattık mı da –Allah’ın rahmet edip yeniden can vermesi müstesna– artık bir daha kalkamayız.

Eğer rüzgârların karşısında yıkılıp yok olmamayı istiyorsak, imanımızda sebat etmeyi bilmeli ve bunun için gerekli mücadeleyi vermeliyiz.

Görsel kart21 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.