Onlar ki namazı dosdoğru kılar ve onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.(8/Enfâl, 3)

Muhtelif 2 dk okuma 8 görüntülenme

Şehvetine Sabret

İbn Kayyım rahimehullah’ın bir sözü var ki, şu fitne çağında her Müslüman’ın bu söz üzerinde uzun uzun düşünmesi ve durması gerekir diye düşünüyorum. Zira bu söz anlaşılıp hakkıyla idrak edilirse, nefsi yanlış işlerden alıkoymak daha da kolay hale gelecektir. Allah kendisine rahmet etsin o, “el-Fevâid” adlı eserinde şöyle demiştir:

الصبر عن الشهوة أسهل من الصبر على ما توجبه الشهوة

“Şehvete sabretmek, şehvetin meydana getireceği sonuçlara sabretmekten daha kolaydır.”[1]

Allah için bu kısa ama çok özlü olan cümleyi siz de düşünün…

Şimdi, bir insan hayat içerisinde nefsini okşayan, arzularını kamçılayan, şehvetini harekete geçiren birçok olayla karşı karşıya kalabilir; özellikle de yaşadığımız şu çağda… Açık-saçık kadınlar, ahlaksız arkadaşlık ve zina teklifleri, haram ticaretler, kısa yoldan kendisini zengin yapacak gayri meşru işler ve buna benzer daha nice nefsi okşayan şeyler…

Tüm bunlar, elbette sabrı gerektiren işlerdir. İnsan bunlarla karşı karşıya kaldığında bir anlığına nefsine uyabilir. İşte uymamak için arzularına “dur” demeyi bilmeli, sabretmeyi yeğlemelidir. Evet, bu kolay bir şey değildir; ama bu günahlardan doğacak kötü neticeler düşünüldüğünde o zaman çok kolaydır.

Soruyorum:

• Hileli bir ticaret teklif edildiğinde üçkâğıtçılık ve sahtekârlıkla anılmama adına o anlık sabretmek mi daha zordur, yoksa o işe girişip ömür boyu “üçkâğıtçı” ve “sahtekâr” yaftasına maruz kalmak mı?

• Haram bir ilişki teklif edildiğinde o anlık sabretmek mi daha zordur, yoksa o işe bulaşıp ömür boyu “namussuz” ve “zinakâr” yaftasına maruz kalmak mı?

Hangisi?

Elbette ki herkesin vereceği cevap bellidir: Günahla karşı karşıya kalındığında sabretmek, ondan doğacak kötü sonuçlara sabretmekten daha kolaydır.

İşte akıllı bir insan bunu bilerek hareket eder/etmelidir. Yani anlık hevesleriyle değil, heveslerinin intaç edeceği kötü sonuçları hesaba katarak…

İbn Kayyım rahimehullah yukarıda naklettiğim sözü şöyle detaylandırır:

“Şehvet; ya bir cezayı, ya kendisinden daha güzel bir lezzetin bitmesini, ya zayi edilmesi nedamet ve pişmanlık olan bir vakti yok etmeyi, ya varlığı yokluğundan daha hayırlı olan bir malın gitmesini, ya da devam etmesi bitmesinden daha hayırlı olan bir konumun düşürülmesini gerekli kılar.

Ve yine şehvet; ya bulunması o şehvetten daha lezzetli olan bir nimetin alınmasını gerekli kılar, ya hatırlanması o şehvetten daha tatlı olan bir ilmin unutulmasını, ya bir düşmanın sevinmesini, ya bir dostun üzülmesini, ya gelecek bir nimetin önünün kesilmesini, ya da bir vasıf olarak kalacak bir ayıbın meydana gelmesini gerekli kılar…”

Bunları okuduktan sonra İbn Kayyım’ın üstte kısaca verdiğimiz sözünün niçin bu kadar önemli olduğunu anladınız mı?


[1] el-Fevâid, sf. 139.

Görsel kart8 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.