Yâsîn Sûresi’nin ikinci sayfasında anlatılan muhterem bir adam vardı.
Hatırladınız mı?
Hani şu: “Ey kavmim! Allah’ın elçilerine uyun” (Yâsîn, 20) diyen zât. İşte o zâtın, o sûrede söylediği bu söz üzerine bir şeyler demek istiyorum:
Allah kendisine rahmet etsin, bu mübarek adam bir âlim, bir dâvetçi değildi. İnsanlara o peygamberler gibi tebliğ de yapmadı. Ama o, tüm samimiyetiyle kavmine, daâvet yapan dâvetçileri ve onların mesajlarına uyulması gerektiğini tavsiye etti. Ve Allah onun bu hareketinden razı oldu. Razı oldu da onun için Kıyamet’e kadar gelecek mü’minlere örnek olsun diye Kur’ân’ına aldı.
O nedenle ey Müslüman! Eğer sen de davanı anlatmayı, dinini tebliğ etmeyi beceremeyen birisi isen, en azından insanlara:
•Şu kitapları okuyun,
•Şu sohbetlere gidin,
•Şu hocaları dinleyin, diyerek bir nasihatte bulunabilirsin. Tıpkı Yâsîn Sûresi’nin ikinci sayfasında anlatılan o mübarek adam gibi…
Onun yaptığı Allah indinde makbul bir dâvet sayıldı da sonunda Cennet’e koyuldu. Belki Allah senin de bu amelinden razı olacak ve bu yaptığını makbul bir dâvet sayarak seni de Cennetine koyacak?
Kim bilir?
