“Kur’ân’ı tedebbür etmek” demek, onu tefsir etmek veya onun anlamları hakkında yorum yapmak demek değildir. Bilinmelidir ki tedebbür ayrı, tefsir ayrı şeydir.
Günümüzde –ki buna birçok ilim talebesi de dâhildir– birçok insanın Kur’ân’ı anlamak için kafa yormaktan uzak durmasının altında yatan en önemli sebep belki de bu hatalı anlayışın zihinlere yer etmiş olmasıdır.
İnsanlar, “Acaba Kur’ân hakkında yanlış bir şey söyler miyim?” Veya “Acaba Kur’ân hakkında yanlış bir düşünceye kapılır mıyım?” endişesiyle âyetleri tedebbür etmekten korkuyor, çekiniyorlar. Bu belki özünde anlaşılabilir bir endişedir, ama bir noktada şeytanın çok sevinmesini sağladığını da unutmamak gerek; zira insanlar bu gibi endişeler neticesinde Allah’ın onlardan istediği çok mühim bir eylemi terk etmiş oluyorlar. Bu, şeytanı sevindirmez mi?
O HALDE TEDEBBÜR NEDİR?
Tek kelimeyle ifade etmek gerekirse tedebbür; okunan Kur’ân âyetinin verdiği mesajdan etkilenmek ve ondan öğüt, ibret ve ders almaktır. Tedebbür, sözlük itibariyle bir şeyin arka tarafı anlamına gelen ve dilimizde de kullanımı olan “dübür” kelimesinden gelir. Manası, bir şeyin arka planını bulabilmek, bir şeyin anlatılmasında arkada yatan mesajı görebilmektir. Bir insan bir âyeti okuduğunda “Burada verilmek istenen mesaj acaba şu mudur?” veya “Burada verilmek istenen ders bu mudur?” diye bir zihin jimnastiği yaptığında, bu işleme “tedebbür” denir.
Bu, işin aslına bakılırsa tefsirden, yani âyetin anlamını bildikten ve fehm ettikten sonra olabilir. Dolayısıyla tefsir ayrı, tedebbür ayrıdır.
Âyetleri tedebbür etmek, haddi zatında inanılmaz derecede önemli ve gerekli bir eylemdir. Bunu yapmak sadece âlimlerin işi değildir. Ben iman ehliyim diyen her kişinin en temel görevlerinden birisidir. Ayrıca bunu bile bile terk etmek, kalbin kilitli olmasını îha eden çok tehlikeli bir durumdur aynı zamanda. Rabbimiz böylelerini ağır bir şekilde eleştirmekte ve tenkit etmektedir. Rabbimizin bu tenkitlerinden uzak olabilme adına Allah için okuduğumuz âyetlerde verilmek istenen mesajları anlamaya, yani tedebbür yapmaya gayret edelim.
اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا
“Onlar Kur’an’ı okuyup tedebbür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed, 24)
Bu arada, Rabbimizin âyetlerinin sadece Kur’ân’dan ibaret olmadığını da unutmamak gerek. Tedebbür edilecek ne de çok âyet var!
-Dağlar,
-Denizler,
-Hayvanlar,
-Farklı farklı insanlar,
-Muhtelif renk ve tatta nimetler,
-Bulutlar,
-Yağmurlar,
-Çocuklar,
-Binitler,
-Elimizdeki âletler…
Bunların hepsi düşünülmeye ve üzerinde kafa yorularak ibret alınmaya vesile olan âyetlerdir.
