İslam mahkemelerinde –genel bir ilke olarak– hep râcih olan kaville, yani mesele hakkında en kuvvetli olan delille hüküm verilmek gerekli görülmüştür. Ancak iş bir mü’minin ihtimal götüren bir konuda tekfir edilmesine gelince, bunda mercûh olan, yani zayıf kabul edilen kaville fetva vermek daha münasip kabul edilmiştir. Hanefî âlimlerinden İbn-i Abidîn şöyle der:
“Bir meselede tekfiri gerekli kılan birçok yön olsa, bununla beraber bir de tekfire mani tek bir vecih olsa müftünün –tehlikesinin büyüklüğü ve Müslümana hüsnü zan beslemesi gerektiği için– tekfire mani olan o veçhe meyletmesi gerekir.”[1]
Bu, bir mü’minin hukukunun korunması ve onun ne kadar değerli olduğunun gösterilmesi bakımından son derece önemli ve üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken güzel bir tavırdır. Tevhid ehlini ihtimallerle tekfir etmeyi marifet sayan müfritler/aşırılar keşke bu güzelliği görebilseler!
Ama güzeli ancak güzel görmeyi becerebilenler görür!
[1] Bkz. “el-Mevsuatu’l Fıkhiyyetu’l Kuveytiyye”, 13/227.
