Onlar ki namazı dosdoğru kılar ve onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.(8/Enfâl, 3)

Muhtelif 8 dk okuma 10 görüntülenme

Ukkâşe’nin Kervanı

بسم الله الرحمن الرحيم

Hepimiz hummalı bir Cennet yarışındayız. Hepimizin yegâne gâyesi, Allah’ın merhametinin tecelligâhı olan Cennet’e girebilmektir. Ama öyle normal bir şekilde değil tabii ki. Şöyle en önlerde, ilk girenlerin arasında, hem de hiç bekletilmeden… Hatta sorgusuz, sualsiz, azapsız ve hesapsız…

İyi de bu çok zor değil mi?

Evet, elbette bu çok zor; ama kolay, Allah’ın kolay kıldığıdır. Bu gerçeği hatırladıktan sonra bunun zorluğunun bir önemi kalmıyor. Önemli olan onu bize kolaylaştıracak olanın yardımını üzerimize çekebilmektir. Bu yardım geldikten sonra biz –biiznillah– bu işi başarabiliriz.

Şimdi ben sana öncelikle bu yarışta kulvarda koşan iki gurubu tanıtayım. Ta ki sen bunlardan hangisi arasında yer alacağını şimdiden belirle ve onlardan olabilmek için olanca gücünle gayret et.

Cennet yarışında kulvarda koşan iki grup vardır:

Bunlardan birincisi, sorgusuz-sualsiz ve hatta hiçbir hesapsız direkt girecek olanlar.

İkincisi ise, kusurları kendilerine arz edilip hatırlatıldıktan ve “hesâb-ı yesîr” ile hesaba çekildikten sonra bağışlanarak girecek olanlar.

İlk gruptakiler hiç bekletme yapılmadan direkt cennete girecekler. Diğerleri ise yarış esnasında yapmış oldukları bazı hata ve kural ihlallerinden dolayı hesaba çekilecek, ama yine de çıkarmış oldukları başarılı yarıştan dolayı hesapları zor tutulmayacaktır.

Şimdi Allah için söyle, sen bunların hangisinden olmak istersin?

İlk gruptan mı, yoksa ikincilerden mi?

Sanki “elbette ilk gruptan” dediğini duyar gibiyim?

Eh, o zaman haydi onların kim olduğunu anlatmaya çalışalım.

❶ HESABA ÇEKİLMEKSİZİN CENNET’E GİRECEK OLANLAR

• Bunlar, hiçbir hesaba tâbi tutulmadan Cennet’e direkt girecek olan ve insanlar hesap-kitap derdiyle uğraşırken –tabiri caizse– ellerini kollarını sallayarak Cennet’e doğru yol alacak olanlardır.

• Bunlar, dünyada Ukkâşe radıyallâhu anh ile aynı kulvarda yarış yapan ve finiş çizgisine istikametlerini bozmadan ulaşmayı becererek yarışı başarıyla tamamlayan insanlardır.

• Bunlar, Ukkâşe radıyallâhu anh ile birlikte Cennet’te yer ayırtan ve rezervasyonlarını şimdiden yaptıranlardır.

• Ve yine bunlar, Allah Rasûlü’nün şu hadisinde kendilerinden övgüyle bahsedilen insanlardır:

“(Geçmiş) ümmetler bana gösterildi. Bir peygamber gördüm, yanında (ona iman eden) üç-beş kişilik küçük bir grup vardı. Başka bir peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve yine bir peygamber gördüm ki, yanında (ona iman eden) hiç kimse yoktu. Bu arada önüme büyük bir kalabalık çıktı. Kendi ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsâ’nın ümmetidir, sen ufka bak!’ dediler. Baktım; çok büyük bir karaltı. ‘İşte bunlar senin ümmetindir. İçlerinden hesapsız-azapsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır’ dediler.”

İbni Abbas radıyallâhu anhumâ diyor ki: Söz buraya gelince Peygamber aleyhisselâm kalkıp evine gitti. Oradaki sahâbîler bu hesapsız-azapsız Cennet’e girecek yetmiş bin kişinin kimler olabileceği hakkında konuşmaya başladılar. Kimileri, “Bunlar peygamberin sohbetinde bulunanlar olmalıdır” derken, kimileri, “Bunlar İslâm geldikten sonra doğup, şirki tanımamış olanlardır” dediler. Daha başka birçok görüş ileri sürenler oldu.

Onlar bu meseleyi tartışırken Peygamber aleyhisselâm çıkageldi.

⎼Ne hakkında konuşuyorsunuz, diye sordu.

⎼Hesapsız-azapsız Cennet’e gireceklerin kim oldukları hakkında konuşuyoruz, dediler.

Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:

⎼Onlar asla rukye yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan, dağlanarak tedavi olmayan ve sadece Rablerine tevekkül edenlerdir, buyurdu.

Bunun üzerine Ukkâşe b. Mihsan yerinden fırladı ve:

⎼Beni de onlardan kılması için Allah’a dua etsene ey Allah’ın Rasûlü, dedi.

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:

⎼Sen onlardansın, buyurdu.

Sonra bir başkası kalktı ve:

⎼ Beni de onlardan kılması için dua buyur ya Rasûlullah, dedi.

Rasûlullah aleyhisselâm bu sefer:

⎼Fırsatı değerlendirmekte Ukkâşe seni geçti, buyurdu. (Buhârî-Müslim)

Evet, hesapsız-azapsız, sorgusuz-sualsiz Cennet’e girecek olanlar işte bunlardır.

BUNLARIN VASIFLARI NELERDİR?

• Bunlar, Rableri ile bağları çok kuvvetli olduğu için başlarına rukye tedavisini gerektiren bir hal geldiğinde tüm rukyecilerden uzaklaşarak kalplerini Rablerine bağlayan ve her türlü vesileyi –velev meşru bile olsa– terk ederek vesilelerin en güçlüsü olan Allah’a yönelen, O’nun kendilerine şifa vereceğine sonsuz iman ederek hallerini sadece O’na arz edenlerdir. Bunların Rableri ile olan irtibatları oldukça güçlüdür, O’na olan tevekkülleri sonsuzdur.

• Yine bunlar, Allah’ın kaderine olan imanları çok güçlü olan insanlardır. Böyle olduğu için hiçbir şeyi uğursuz saymaz, uğursuzluk gibi batıl inançlara sapmaz ve her şeyin bir kaderle meydana geldiğine inanırlar.

• Ve yine bunlar bazı tedavi yöntemlerini “olur ki Rabbimiz hoşlanmaz” diyerek terk ederler.

İşte bunlar o kutlu Cennet yarışının öncüleri, oraya girecek yiğitlerin ak alınlı olanlarıdır. Bunlar, en ufak bir hesaba tâbi tutulmadan Cennet’e alınacaklar ve –yine tabirim yerindeyse– transit bir geçişle Cennet’e aktarılacaklardır.

Rabbim beni de seni de onlardan kılsın.

Sakın ha şeytanın ayartmalarına kanarak “Bunlar zaten toru topu 70.000 kişidir, bu sayı sınırlıdır, onlar da şimdiye kadar gelip geçmiştir” deme! Onların kimlerden olacağını ve hangi zamanlarda yaşayacağını ancak Allah bilir. Şunu hiçbir zaman unutma ki, yarış hâlâ devam etmektedir ve finiş çizgisine hâlâ birilerinin varması muhtemeldir.

Eğer bunların hepsi sahabe neslinden olacak olsaydı, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ukkâşe’den sonra kendisinden talepte bulunan sahabîsini kibarca reddetmez, onun için de dua ederdi. Ama o bu yaptığıyla bu yarışın hâlâ devam ettiğini ve hâlâ Kıyamet’in kopacağı âna kadar birilerinin bu yarış içerisinde olacağını bizlere göstermek istedi.

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; himmeti âli, azimeti güçlü, kararlılığı sabit olan yiğitlerin Ukkâşe’ye yetişmeleri için kapıyı açık tutmuş, kapatmamıştır.

Şunu unutma ki, nice hazineleri fakirler bulmuş, nice ödülleri küçükler kazanmıştır. Hocalarının bilemediği nice değerli bilgiler bazen talebelere açılmıştır. En değerli beş peygamberden biri olan Musa aleyhisselam’a gizli kalan malumatlara Hızır aleyhisselam vâkıf olmuş,  Davut peygambere verilmeyen fehim ve idrak Süleyman peygambere verilmiştir.

O nedenle sakın ha ümidini yitirenlerden olma! Bahsi geçen vasıflara sahip olmaya çalışarak Rabbinin merhametini arzula. Bil ki Ukkâşe’nin kervanı hâlâ yola devam etmektedir.

❷ “HESÂB-I YESÎR” İLE HESABA ÇEKİLDİKTEN SONRA BAĞIŞLANARAK CENNET’E GİRECEK OLANLAR

Bunlar, yarış esnasında bazı kural ihlalleri yapmış oldukları için müsabakada bir öncekilerden daha geri seviyede kalmış olan kimselerdir. Rableri onların bu ihlallerini kendilerine arz edip hatırlatacağı için az da olsa bir hesapla karşı karşıya kalacaklar; ama Rablerinin merhamet ve affıyla yine de Cennet’e gireceklerdir.

Bunlar dünyada Ukkâşe radıyallâhu anh ile aynı kulvarda yarış yapmayı becerememiş, onun kervanına katılma saadetine erememişlerdir. Ama yine de iyi kimselerdir.

Bu arada “hesâb-ı yesîr” ile neyin kast edildiğini de şu hadis ışığında sizinle paylaşmış olalım:

Bir gün Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Âişe annemizin yanında iken:

⎼ مَنْ حُوسِبَ عُذِّبَ/ Kim hesaba çekilirse azaba uğratılır, buyurdu.

Bunu duyan annemiz:

⎼Ya Rasûlallah, Yüce Allah:

فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا

“Kime de amel defteri sağ tarafından verilirse, işte o, kolay bir hesapla hesaba çekilecektir.” (İnşikâk, 7, 8) buyurmuyor muydu, dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:

⎼Ey Âişe o hesap değildir. O ancak “arz”dır (yaptıklarını ona sunmak, hatırlatmak, bildirmektir). O gün kim sorguya çekilirse, o mutlaka helak olacaktır, buyurdu. (Buhâri-Müslim)

Görüldüğü üzere burada Rabbimizin bahsettiği hesabı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem amellerin kişiye hatırlatılıp bildirilmesi anlamına gelen “arz” olarak tefsir etmiş ve ayetle Allah’ın muradının ne olduğunu bizlere anlatmıştır. Bu izaha göre “hesap” denildiğinde iki şey anlaşılmaktadır:

Birincisi, amellerin kişiye hatırlatılıp bildirilmesi anlamına gelen “arz”.

İkincisi, kişinin bütün yaptıklarının tek tek sorgulanması ve gereğinin yerine getirilmesi.

İşte bu, insanı helake götüren bir hesaptır.

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bahsetmiş olduğu “arz”, İbn Ömer’in naklettiği bir hadiste şöyle izah edilmiştir.

“(Herkes mahşer yerinde toplanmıştır. Bütün insanlar hesaplarının görülmesi için sıranın kendilerine gelmesini beklemektedir. O sırada) Allah Teâlâ mümin kuluna yaklaşır, kenefini onun üzerine atarak onu insanlardan gizler ve günahlarını ona ikrar ettirir.

⎼Söyle bakalım, şu günahını hatırlıyor musun?

⎼Evet, yâ Rabbi, hatırlıyorum.

⎼Şunu da hatırlıyor musun?

⎼Evet, yâ Rabbi, onu da hatırlıyorum.

Allah ona bütün günahlarını ikrar ettirip, o tam helak olacağını düşünmeye başladığı sırada der ki:

⎼Ey kulum! Ben senin günahlarını dünyada halktan gizlemiştim; şimdi de onları bağışlıyorum.

Sonra yaptığı iyiliklerin yazılı olduğu defteri sağ tarafından verilir.” (Buhâri-Müslim)

İşte Allah Rasûlü’nün bahsetmiş olduğu arz budur. Rabbimiz burada kuluna hatalarını tek tek itiraf ettirmiş, sonra da onları affettiğini ona söylemiştir.

Böylesi bir sorguya Kur’an “kolay hesap” anlamında “hesâb-ı yesîr” demiştir.

Bu, her ne kadar birinci gruptakiler kadar iyi olmasa da yine de çok kötü bir durum değildir. Birinci grupta yer alamasan da en azında bu gruptakiler arasında yer al. Hatta bunun için nasıl dua edeceğini Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana öğretmiştir: Âişe annemiz der ki:

“Ben namazının bir yerinde Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in:

اللَّهُمَّ حَاسِبْنِي حِسَابًا يَسِيرًا

 ‘Allah’ım beni kolay bir hesapla hesaba çek’ diye dua ettiğini duydum.” (Müsned)

“Namazının bir yerinde” ifadesinin iki secde arası olması muhtemeldir.

İşte böyle dua dua Rabbine yakararak ondan kolay hesap dileyebilirsin.

——————————-

Evet, kardeşim. Buraya kadar sana cennet yolunda yarışan iki sınıf insanı anlatmaya çalıştım.

Bir de bu yarışı kaybeden, yarışta dökülenler var. Onlar kimdir biliyor musun?

Onlar yarış esnasında kural ihlalleri yapan ve bu yapmış oldukları ihlalleri Allah tarafından insanlara deşifre edilenlerdir. İşte böylesi kimseler Kıyamet Günü’nde tek tek hesaba çekilecek ve yaptıkları kural ihlalleri kendilerine sorulacaktır. Neticesinde ise azap kaçınılmazdır.

Bunların bir öncekilerden farkı şudur: Onlar da yarış esnasında kural ihlalleri yapmıştır; ancak Allah, lütfu sayesinde bu ihlalleri insanlara göstermemiş, kusurlarını kimsenin bilmesini istememiştir. Burada anlatılanlar ise, Allah’ın bildiği bir hikmet gereği ihlalleri açığa çıkarılmış, kusurları insanlara gösterilmiştir.

Kural şudur: Kimin hataları dünyada insanlara gösterilirse, o Kıyamet Günü’nde sorgulanacaktır. Sorgulananlar ise azaba dûçar olacaktır.

Vay o gün sorgulanacakların haline! Allah beni de seni de onlardan olmaktan korusun.

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunlar için şöyle der:

إِنَّهُ مَنْ نُوقِشَ الْحِسَابَ هَلَكَ

“O gün kim sorguya çekilirse, o mutlaka helak olacaktır.” (Buhâri-Müslim)

Diğer bir rivayette “azap edilecektir” şeklinde geçmektedir. (Buhâri)

Artık tercih senin…

İster Ukkâşe radıyallâhu anh ile aynı kulvarda yarış yaparak Cennet’e hesapsız bir şekilde girenlerden ol. İster hesâb-ı yesîr ile muhasebe edildikten sonra bağışlanarak Cennet’e girenlerden ol. İstersen sorgulanıp helake maruz kalanlardan ol.

Ama ben kendim ve senin için Ukkâşe ile yarışıp Cennet’e hesapsız girenlerden olmayı isterim.

Rabbim bana da sana da bunu kolay kılsın.

Görsel kart10 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.