Allah, iman edip salih amel işleyenlere, onlar için bağışlama ve büyük bir ecir vadetmiştir.Mâide Suresi, 9. Âyet

Muhtelif 2 dk okuma 7 görüntülenme

Ümniyecilerden Olma!

İnsanlardan bazıları vardır ki, onlar Allah’ın kitabı hakkında doğru bir bilgi ve doğru bir bakış açısına sahiptir.

Onlardan bazıları da vardır ki, Allah’ın kitabı hakkında sahip oldukları tek şey, bir takım “ümniyeler”dir; ümniyeden başka bir şey bilmezler. Rabbimiz şöyle buyurur:

وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ

“Onlar içerisinde bir de ümmîler vardır ki, onlar ‘ümniyeler’ dışında Kitap’tan hiçbir şey bilmezler. Onlar ancak kuruntu ve hayaller peşindedirler.” (Bakara, 78)

Âyette yer alan “ümniye” kelimesi, İbnu’l-Cevzî’nin ifade ettiğine göre[1] müfessirlerimiz tarafından üç şekilde açıklanmıştır:

❶ Yalan-Yanlış Bilgiler

Âlimlerimizden bazıları âyette yer alan ümniye kelimesinin “yalan-yanlış bilgiler” anlamına geldiğini ifade etmiştir. Bu, İbn Abbas’ın tercihidir. Buna göre anlam şöyledir: “Onların Allah’ın kitabı hakkında sahip oldukları şey, bir takım yalan-yanlış bilgiler, kulaktan dolma malumatlardır.”

Bu kulaktan duyma malumatlara şunları örnek verebiliriz:

• Kur’ân ölülere okunmak için inmiştir.

• Kur’ân kandil ve mevlid kitabıdır.

• Kur’ân sadece sevap kazanmak için okunur.

• Kur’ân’ı ancak hocalar anlar.

• Kur’ân devlete, siyasete karışmaz…

İşte tüm bunlar Kur’ân hakkında kulaktan kulağa dolaşan asılsız, gerçek dışı bilgilerdir. Kimi insanların bilgisi işte bunun ötesine geçmeyen bir bilgidir.

❷ Temenniler, Kuruntular, Hayaller

Âlimlerimizden kimisi âyette yer alan ümniye kelimesinin “temenni ve kuruntu” anlamına geldiğini söylemiştir. Bu, Katâde’nin tercihidir. Buna göre anlam şöyle olur: “Onların Allah’ın kitabı hakkında sahip oldukları şeyler bir takım kuruntu ve beklentilerden ibarettir.”

Bu beklentilerden birisine şunu örnek gösterebiliriz: Kitabı okumayalım, anlamaya çalışmayalım, içindekilerle amel etmeyelim; ama yine de Cennet’e gidelim!

Bu, gerçekten de boş ve beyhude bir beklentiden başka bir şey değildir. Zira okunmayan, okunsa bile anlaşılmayan, anlaşılsa bile kendisiyle amel edilmeyen bir kitap asla sahibini Cennet’e götürmez. Bilakis ateşe götürür; çünkü bu bir suçtur.

Kitap böylesi hayalleri gerçekleştirmek için inmemiştir. Bilakis kitap:

• Okunmak,

• Anlaşılmak,

• Amel edilmek,

• Kendisiyle hükmedilmek,

• Kendisiyle cihad edilmek… için inmiştir.

Bunlar olmadan kitapla Cennet hayali kurmak boş bir ümniyedir, beyhude bir beklentidir.

❸ Mücerret Bir Şekilde Okuma

Âlimlerimizden bazıları da âyette yer alan ümniye kelimesinin “yalın bir okuma, mücerret bir tilâvet” anlamına geldiğini ifade etmiştir. Bu da İmam Zeccâc’ın tercihidir. Buna göre anlam şöyle olur: “Onların Allah’ın kitabı hakkında sahip oldukları tek şey, onu sadece okumak, tilavet etmektir.”

Üzerinde düşünülmeksizin, tefekkür ve tedebbür edilmeksizin ve –en önemlisi– amel edilmeksizin yapılan bir tilâvet Allah’ın istediği bir tilâvet değildir. Aksine Allah’ın eleştirdiği ve kınadığı bir tilavettir.

İşte burada sayılan üç sınıf insanın hiçbirisi Allah’ın kitabı hakkında doğru bir bakış açısına sahip değildir. Bu üç sınıfın üçü de hatalıdır, kendileri gibi olmaktan uzak durulmalıdır.

Kitabı, Kitab’ın sahibinin gösterdiği şekilde ele almak gerekir. Aksi halde yanlıştan kurtulmak mümkün değildir.

Acaba sen de Allah’ın kitabı hakkında bir ümniyeye mi sahipsin, yoksa onu Allah’ın razı olduğu bir şekilde mi ele alıyorsun?

Düşün…


[1] Bkz. Zâdu’l-Mesîr, 1/71

Görsel kart7 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.