Zengin olmak istiyorsan, şu aşağıda zikredeceğim başlıklarla amel etmeye çalış; göreceksin, Allah seni sadece maddî olarak değil, manevî olarak da zenginleştirecek, seni her yönden zengin olanlardan kılacaktır.
❶ İmân Et.
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَىٰ آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَلَكِن كَذَّبُوا فَأَخَذْنَاهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
“Eğer o kasaba halkları iman edip takva sahi olsalardı, biz onlara göğün ve yerin bereketlerini açardık.” (Araf, 96)
❷ İstikamet Üzere Yaşa.
وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُواْ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا
“Eğer (o kâfirler) hak yolda istikamet üzere yürüselerdi, onlara bol bol yağmur verirdik.” (Cin, 16)
❸ Takvalı Ol.
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَىٰ آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ
“Eğer o kasaba halkları iman edip takva sahibi olsalardı, biz onlara göğün ve yerin bereketlerini açardık.” (Araf, 96)
❹ Evlen.
وَأَنْكِحُوا الْأَيَامَى مِنْكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
“İçinizden evli olmayanları, köle ve câriyeleriniz arasından da salih olanları evlendirin. Eğer onlar fakir iseler Allah lütfu ile onları zenginleştirecektir. Allah’ın hazinesi geniş olan, her şeyi bilendir.” (Nur, 32)
❺ İlim Talebelerine Yardım Et.
Enes b. Malik radıyallâhu anh anlatır: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında iki kardeş vardı. Bunlardan birisi Rasûlullah’a (ilim için) gelir gider, diğeri ise çalışırdı. Bir gün çalışan kardeş, (çalışmadığı için ilim okuyan) kardeşini Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikâyet etti. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle dedi:
“Ne biliyorsun, belki de sen onun sayesinde rızka eriştiriliyorsun!”[1]
❻ Zayıflara Yardım Et.
هل تنصرون وترزقون إلا بضعفائكم
“Siz ancak zayıflarınız sayesinde yardım görür ve rızıklandırılırsınız.”[2]
❼ Tevbe ve İstiğfar Et.
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراً وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَى قُوَّتِكُمْ …
“Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanmayı dileyin, sonra O’na tövbe edin ki üzerinize bolca yağmur göndersin.” (Hûd, 52)
❽ Allah Yolunda İnfak Et.
وَمَا أَنْفَقْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
“(Allah yolunda) her ne harcarsanız Allah onun yerine yenisini verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe, 39)
❾ Hac Ve Umreyi Art Arda Yap.
تَابِعُوا بَيْنَ الْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ، فَإِنَّهُمَا يَنْفِيَانِ الْفَقْرَ وَالذُّنُوبَ
“Hac ve umreyi ardı ardına yapın. Zira bu, fakirliği ve günahları yok eder.”[3]
❿ Hicret Et.
ومن يهاجر في سبيل الله يجد في الأرض مراغمًا كثيرًا وسعة
“Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek birçok uygun yer ve genişlik/bolluk bulur.” (Nisa, 100)
⓫ Sıla-ı Rahim Yap.
مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ أَوْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ
“Kimi, rızkının artması ve ömrünün uzaması sevindirirse sıla-i rahim yapsın.”[4]
⓬ Şükret. Rabbimiz şöyle buyurur:
وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ
“Hani Rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (olan nimetimi) artırırım’ diye bildirmişti.” (İbrahim, 7)
⓭ Tevekkül Et.
لو أنكم توكلتم على الله حق توكله لرزقكم كما يرزق الطير، تغدو خماصًا ،وتروح بطانًا
“Şayet siz Allah’a hakkıyla tevekkül etmiş olsaydınız, sabahleyin boş karınla çıkıp, akşamleyin tok karınla dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi rızıklandırırdı.”[5]
⓮ Namaz Kıl.
وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا نَحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى
“Aile fertlerine namazı emret, kendin de sabırla ona devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz; asıl biz seni rızıklandırıyoruz. Mutlu gelecek, günahlardan sakınanların olacaktır.” (Tâ-Hâ, 132)
⓯ Dua Et.
يَا عِبَادي كُلُّكُمْ جائعٌ إِلاَّ منْ أطعمتُه، فاسْتطْعموني أطعمْكم
“Ey kullarım! Benim doyurduklarım hariç hepiniz açsınız. Şu halde Benden doyurulmayı isteyin ki, sizi doyurayım.”[6]
⓰ Allah’ın Kitabıyla Hükmet.
وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنجِيلَ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم
“Şayet onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından onlara indirilen (Kur’ân’ı) ikame etselerdi, göğün ve yerin türlü türlü nimetlerinden yararlanırlardı.” (Maide, 66)
[1] Tirmizî
[2] Buhârî
[3] Tirmizî
[4] Buhârî, Müslim
[5] Tirmizî
[6] Müslim
