O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.(2/Bakara, 3)

Teşvik 4 dk okuma 22 görüntülenme İbrahim Gadban

Kur’an’ı Ne Kadar Bir Süre Zarfında Okumalıyız?

بسم الله الرحمن الرحيم

Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…

Burada önemli bir sorunun cevabını bulmamız gerekmektedir. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) zamanında sorulduğu gibi, şimdi de ara-ara sorulan bu soru Kur’an’ın ne kadar bir zaman diliminde okunacağı ile alakalı. Biz bu soruya Buharî’de nakledilen şu hadis ile cevap vermek istiyoruz:

Abdullah b. Amr anlatır:

“Babam beni asaletli bir aile kadını ile evlendirdi ve her zaman gelinine kocasından memnun olup-olmadığını sorardı. Karım da:

— “Abdullah erkekler arasında bulunmaz bir adam! Evlendik evleneli ne yatağımıza ayakbastı, ne de ör­tülü eteğimizi araştırıp yokladı!” diye cevap vermiş.

Babam Amr’ın bu yoldaki incelemeleri uzayınca, nihayet durumu Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e arz etti. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’de:

—  “Abdullah’ı bana getir” buyurdu. Sonra Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in yanına vardım:

—  “Nasıl oruç tutarsın?” diye sordu. Ben de:

—  “Her gün” dedim.

—  “Nasıl hatmedersin?” dedi.

—  “Her gece” dedim. Bunun üzerine Peygamber:

— “Her ayın üç gününde oruç tut, her ayda bir Kur’ân’ı oku­yup hatmeyle” buyurdu. Ben:

—  “Bundan çoğuna da gücüm yeter” dedim. Peygamber:

—  “Öyleyse her haftada üç gün oruç tut” buyurdu. Ben:

—  “Bundan çoğuna da gücüm yeter” dedim. Peygamber:

—  “İki gün iftar et, bir gün oruç tut” dedi. Ben de:

—  “Bundan çoğuna da gücüm yeter” dedim. Peygamber:

— “O zaman oruçların en faziletlisi olan Dâvûd Peygamber’in orucunu tut; bir gün oruç tut, bir gün ye. Bir de yedi gecede bir kere Kur’ân’ı okuyup hatmet” buyurdu.

(Abdullah sonraları bu hadîsi rivayet ederken:)

“Ah keşke ben, Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in bana verdiği ruhsatı kabul edey­dim, işte şimdi yaşlandım, zayıf düştüm!” diye hayıflanırdı.”[1]

Bu hadiste Efendimiz (aleyhisselâm), Kur’an’ın en son sınır olarak bir hafta içerisinde okunması gerektiğini bildirmiş ve bundan daha fazlasına ruhsat vermemiştir. Ama hadis kitapları incelendiği zaman bu sürenin şahısların gücüne göre üç güne kadar çekildiği görülecektir.

Bu bağlamda şu rivayetleri de ciddi anlamda düşünmek gerekir:

Bir adam Zey b. Sabit (radıyallâhu anh)’a:

— “Kur’an’ı yedi günde okumama ne dersin?” diye sordu. Zeyd (radıyallâhu anh):

— “Güzel olur; ancak üzerinde düşünmek ve iyice anlamak için, on beş ya da yirmi günde okumak benim için daha sevimlidir” buyurdu.[2]

İbnu Ebi Cemre şöyle anlatır:

“Ben, İbn-i Abbas (radıyallâhu anh)’a: ‘Kur’an’ı çok hızlı okuyorum. Üç günde okumaya güç yetirebiliyorum. (Ne dersin iyi bir şey yapıyor muyum?)’ diye sordum. O: ‘Bakara suresini bir gecede üzerinde düşüne düşüne ve ağır ağır okumayı söz ettiğin okuma şekline tercih ederim’ diye cevap verdi.”[3]

Kur’an okumadaki amacımız, anlamak ve manalarını idrak etmek olduğuna göre üç günden kısa bir süre zarfında okunan Kur’an bu amacı gerçekleştirmeyecektir. Bu nedenle üç günden daha kısa bir sürede Kur’an okumamız uygun değildir.

Bu anlattığımız Kur’an’ın en asgari olunacak süresidir. Peki, Kur’an’ın en azami okunması gereken süre zarfı nedir?

Cevap: Bunun için belirli bir süre yoktur. İnsan bir sûreyi eline alıp aylarca onu inceleyebilir. Hatta bu zaman içerisinde başka surelerle de uğraşmayabilir. Bu, onun için ayıplanacak veya kınanacak bir durum değildir. Muvatta’da Abdullah İbn-i Ömer’in tam sekiz yıl Bakara Sûresi üzerinde durduğu nakledilir.[4] Tabii ki İbn-i Ömer bu süre zarfında Bakara Sûresini sadece okumakla kalmamış, aynı zamanda hem anlamaya çalışmış, hem ezberlemiş, hem de amel etmiştir.

Bununla birlikte bir müslümanın uzun süre Kur’an’dan uzak kalması düşünülemez. Bu olacak bir şey değildir. Üstte Abdullah b. Amr (radıyallâhu anh)’la alakalı olarak verdiğimiz rivayet ve ona benzeyen diğer nakiller, Rasulullah Efendimizin “Ne kadar sürede Kur’an okuyalım ey Allah’ın Rasulü!” şeklinde kendisine yöneltilen sorulara en fazla 30 günü işaret ettiğini ortaya koymaktadır. Yani en azami süre 30 günüdür. Bu nedenle bazı âlimler, Furkan Suresinde Rasulullah’ın ümmetini şikâyetten haber veren: “(O gün) Peygamber: “Rabbim! Benim kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” diyecek.” (25/Furkan, 30) ayetini baz alarak 30 günden daha fazla Kur’anla meşgul olmayanların Kur’an’ı terk etmiş hükmünde olacağını bildirmişler ve bir müslümanın asla bu süreden daha uzun bir vakit Kur’an’dan ayrı durmaması gerektiği yönünde fetva vermişlerdir.

Her 30 günde bir Kur’an’ı baştan sona okumalıyız, demiyoruz; ama 30 günden daha fazla bir süre Kur’an’dan uzak kalmanın da uygun olmayacağını düşünüyoruz.

Bu nedenle gelin, sürekli Kur’anla haşır-neşir olalım. Onu okuyalım, araştıralım, anlamaya çalışalım. Öğretilerini düşünüp üzerinde kafa yoralım. Bir ayeti, bir sûreyi veya bir pasajı elimize alarak üzerinde ciddiyetle duralım. Bu dünyada bu kitap ile meşgul olmayacaksak yaşamamızın ne anlamı vardır ki? Haydi, kitabımızı okuyarak Rabbimizin şu ayetinde zikredilen kârlı insanlardan olalım!

“Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.” (35/Fatır, 29)

İbrahim Gadban


[1] Buharî, Fadailu’l-Kur’an, 34.

[2] Muhammed b. Nasr el-Mervezî, Muhtasaru Kıyami’l-Leyl, sf. 215.

[3] Diriliş Muştusu Kur’an-ı Kerim, sf. 169.

[4] Muvatta, Kitabu’l-Kur’an, 12.

Görsel kart22 görüntülenme

İlgili içerikler

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.