“Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” (Lokman, 17)

KÂFİRİN NİKÂHI


بسم الله الرحمن الرحيم

Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…

 

Aslen Müslüman olmayıp sonradan İslam’a giren bir kâfirin küfür halinde iken akdettiği nikâhı Hanefî, Şafiî ve Hanbelîlerin oluşturduğu cumhuru ulema nezdinde sahihtir. Böylesi bir kimseden nikâhını yenilemesi istenmez. İslam’a girmeden önce akdetmiş olduğu nikâhı nasıl yaptığı, İslam’a uygun akdedip-etmediği, sıhhat şartları ve benzeri sorular sorulmaz. Aynı şekilde Müslümanların nikâhında aranan veli, iki şahit, icap-kabul gibi şartların onların nikâhında bulunması da şart değildir. İbn-i Abdilberr rahmetullâhi aleyh der ki:

“Müslüman olmayan çift aynı anda İslam’a girdiğinde −eğer aralarında her hangi bir nesep ve sütkardeşliği yoksa− (eski) nikâhı üzere kalacağı hususunda âlimler icma‘ etmişlerdir. Allah Rasûlü döneminde birçok insan İslam’a girdiği halde Rasûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem onların nikâhını olduğu gibi kabul etmiş ve nikâhlarının şart ve keyfiyeti hakkında onlara her hangi bir soru da sormamıştır. Bu, tevatür yoluyla bilinen ve kesinlik kazanmış bir olaydır…”[1]

Bu görüşe sadece Malikîler itiraz etmiş ve kâfirin küfür halinde iken akdettiği nikâhı fasit kabul etmişlerdir; ancak İbn-i Abdilberr rahmetullâhi aleyh’in de ifade ettiği gibi Rasûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem’in döneminde on binlerce insan İslam’a girdiği halde efendimiz onların nikâhlarının şekil ve keyfiyetine dair herhangi bir soru yöneltmemiştir. Bu da −İslam’a göre fasit dahi olsa−Rasûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem’in onların nikâhını onayladığı ve olduğu gibi kabul ettiği manasına gelir.

Dolayısıyla bu günde aslen kâfir olan evli bir çift İslam’a girmek istediğinde üç mezhebin görüşünden hareketle kendilerinden tecdid-i nikâh yapmaları istenmez. Rasûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem’in izlediği yol gereği eski nikâhlarının bekasına hükmedilir ve eski nikâhları geçerli kabul edilir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır, o da şudur: Bizim burada anlatmaya çalıştığımız hüküm hiç İslam’a girmemiş aslî kâfirler için geçerlidir. Çiftler eğer aslen kâfir değil de İslam’a girip sonra da çıkmak suretiyle irtidat etmiş kimselerden ise o zaman üstte zikrettiğimiz hüküm böylelerini kapsamaz. Bunların −tekrar İslam’a girmek istediklerinde− nikâhlarını yeniden kıymaları ve bunu İslamî usullere göre yapmaları gerekir. Allah en iyisini bilendir.     


Faruk Furkan 



[1] İbn-i Abdilberr’in bu kavli için bkz. “el-Mevsuatu’l Fıkhiyyetu’l Kuveytiyye”, 35/25.

Okunma Sayısı:628