Onlar ki namazı dosdoğru kılar ve onlara rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.(8/Enfâl, 3)

Kısa kesitler4:184 görüntülenme

İNSANLARIN YANLIŞ ANLAYACAĞI İŞLER YAPMA!

Bu derste

0:00 Yanlış Anlaşılacak İş Yapma!
Peygamber Efendimiz bile (s.a.v.)
insanlar yanlış anlar ihtimalinden dolayı izahat yapma gereği duyuyor.
Sen, ben, Ali Veli olarak insanların
yanlış anlayacağı şeyleri niye izah etmiyoruz?
Bir söz söylüyoruz, sözümüz yanlış anlaşılıyor.
Gidip de kardeş benim kastım o değildir, niye diyemiyoruz?
Bir yazı yazıyoruz
veya bir eylem gerçekleştiriyoruz.
İnsanlar buna bir anlam yüklediğinde
niye izahat yapmıyoruz?
Bir eylem ortaya koyuyoruz,
bütün herkes yanlış anlıyor eylemi.
Çıkıp bir özür dileme,
bir beyanat yapma ihtiyacı dahi hissetmiyoruz.
Bu peygamberin sünnetine uyuyor mu kardeşler?
Bizim önderimiz, rehberimiz
bu konuda bize örneklik yapıyor.
Bakın ben sizin peygamberinizim,
aklınıza böyle bir şey gelmez belki ama
buna rağmen ben kötü anlaşılmayı,
yanlış anlaşılmayı bertaraf ediyorum.
Siz de böyle yapın diyor.
Öyle olduğu için biz de ümmeti Muhammed olarak,
Müslümanlar olarak Allah Resulü (a.s.)’ın bu yönünü alacağız.
İnsanların yanlış anlayacağı eylemleri ve fiilleri
yapmamaya gayret edeceğiz.
Bakın kardeşlerim, İbn-i Dakikül-İd diye
bizim muteber bir alimimiz var.
Onun bu hadis üzerine çok güzel
kayda geçmesi gereken bir değerlendirmesi var.
Bu hadisi naklettikten sonra diyor ki,
İnsanın su-i zanna sebebiyet verecek şeylerden
uzak durması kaçınılmazdır.
Su-i zanna sebebiyet verecek iş yapma.
Sonra diyor ki,
و هذا متأكَّد في حق العلماء و من يُقتدى بهم
Bu mesele yani
insanların su-i izanına sebep olmama meselesi,
alimlerin ve muktedabih olan,
kendisine uyulan davetçi, hoca, lider, abi,
böyle insanların sözünü dinlediği
kimselerin hakkında daha da kesindir,
onların daha da dikkat etmesi gerekir.
Sıradan bir Müslüman dikkat edecek,
öncü olan, önderlik yapan, Müslümanlara büyüklük yapan,
abilik yapan birisi çok daha fazla dikkat edecek.
ve sonra devam ediyor, diyor ki,
فلا يجوز لهم أن يفعلوا فعلا يوجب ظنَّ السوء بهم، وإن كان لهم فيه مخلص،
Alimlerin, önderlerin, öncülerin
her ne kadar kendileri için gerekçeleri olsa da,
Müslümanları su-i izanına sevk edecek
bir fiil yapmaları onlar için caiz değildir.
Niye caiz değildir?
لأن ذلك سبب إلى إبطال الانتفاع بعلمهم
Bu, onların ilminden faydalanmayı yok eder de onun için.
Ben senin hakkında su-i zan yaparsam,
senin hakkında kötü düşünürsem, seni dinler miyim?
Seninle beraber çalışmak ister miyim?
Sen beni kötü duygulara sevk ediyorsun,
yanlış anlamlara sevk ediyorsun,
sonra da benim seninle çalışmamı istiyorsun,
çalışmamı teklif ediyorsun.
Nasıl olacak bu?
İşte bu, ortadan kalkacağından dolayı özellikle alimlerin,
tabi olan, toplumun önünde olan insanların
yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek iş yapmaları caiz değildir.
Mesela, benim şimdi sakalım var.
Çarşıda ben yanımda açık bir kızla gezsem,
siz de beni görseniz.
Şimdi burada,
sizin evvela hüsnüzan yapmanız lazım ama,
burada asıl olarak benim suçum yok mu?
Ben desem ki, yahu kardeşim bu benim kız kardeşim.
Yani benim bacım bu.
Çarşıda ben geziyorum bu açık kızla ama
bu benim öz kız kardeşim.
Aslında beni dinleseniz, bir gerekçem var.
Fakat kardeşim,
sen niye insanlar o suizanna sevk ediyorsun?
Herkes soramayabilir,
herkesin böyle bir imkanı olmayabilir.
Yarın derler ki, biz hocayı bir kızla gördük.
Bunu ben dedirttiğim için ilk etapta ben suçluyum.
Tamam, o adam evvela hüsnüzan edecek belki ama,
onu suça sevk eden benim.
Unutmayın kardeşlerim,
asıl suç, suçu doğuran sebeptir.
Sen bir suç işliyorsun
ama senin işlediğin suça,
seni ben sevk ediyorum.
Burada kim suçlu?
Evvela o suça,
o insanı sevk eden adam suçlu.
Biz, insanların bizim hakkımızda
kötü düşünmesini istemiyorsak,
onların bizim hakkımızda kötü düşünmelerine
sebep olacak fiilleri yapmayacağız.
4:16 Bitiş
#islam #ibrahimgadban

Notlarım

Yer imleri, notlar ve kaldığınız yer yalnızca bu tarayıcıda tutulur; sunucuya gönderilmez. Tarayıcı verisi silinirse kaybolur.

Görsel kart4 görüntülenme

İlgili içerikler