0:00 Giriş
0:03 La İlahe İllallah’ı Bilmek Farzdır!:
Önsözde de bir nebze değindiğim gibi, lâ ilâhe
illallâh kelimesi Müslüman olduğunu söyleyen bir
toplumda yaşadığımızdan olsa gerek, bizlerin çocukluktan bu yana hep duyageldiği ve hiç de yabancısı olmadığı bir kelimedir.
Tabir yerindeyse toplumun en gavuru bile belki içinde hiçbir sıkıntı duymadan ara ara bu kelimeyi söylemekte ve dile getirmektedir. Hatta kendince imanından şüphe duyduğu zaman nikâh elden gitmesin diye derinden derinden, vurgulaya vurgulaya söyler.
Söyleyince de cenneti garantilediği için rahatladığını hisseder! Evet, işte böyle bir kelimedir lâ ilâhe illallâh.
Ama maalesef ve maalesef ki, ne dindar olanları, ne de dinden
uzak olanları bu kelimenin bir türlü mana ve muhtevasını öğrenme noktasında gayret göstermemektedir.
Oysa Allah her şeyden önce hatta namazdan, oruçtan bile önce bizlere, bu kelimeyi öğrenmeyi, anlamlarını bilmeyi ve gereğince yaşamayı farz
kılmıştır.
Şimdi gel, beraberce bu kelimenin ne anlama geldiği ve neden öğrenmemiz gerektiği sorusunun cevabını bulmaya çalışalım. Rabbimiz Kur‘ân-ı Kerim‘de, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere tüm insanlara Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmeyi farz kılmıştır. Rabbimiz şöyle buyurur:
“(Ey Muhammed!) Lâ ilâhe illallâh‟ı (yani Allah‘tan başka hiç
bir hak ilah olmadığını) bil! Hem kendinin, hem de iman etmiĢ
erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.”
(Muhammed Suresi, 19)
Rabbimiz burada Peygamber Efendimize emir buyurarak
kendisinden Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmesini istiyor. “Bil, Ey Muhammed!” ifadesi bunun farz ve mutlaka yapılması gereken bir emir olduğunu ortaya koyuyor.
Burada: -Hocam, bunu bilmenin farz olduğunu nereden çıkarıyorsun? Kim söylemiş Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmenin farz olduğunu? şeklinde bir soru sorabilirsin ve bu soruyu sormak senin hakkındır. Ben bu soruna şu soruyla cevap vereceğim ki, inşâallah bunun cevabını bulduğunda konumuzla alâkalı sorunun da cevabı kendiliğinden ortaya çıkmış olacaktır.
Sorum şu: Namaz farz mıdır?
Eğer cevabın Evet‘ ise -ki böyle olmak zorundadır- o zaman bunun delili nedir?
Bu soruya senin yerine istersen ben cevap vereyim: Evet,
namaz farzdır ve bunun delili Rabbimizin “Namazı kılın!” şeklinde Kur‘ân-ı Kerim‘in farklı yerlerinde verdiği emirdir.
Dikkat edersen bu ayetlerde ‘namaz fardır‘ denilmiyor; ama
tüm ulema bu ayetlerden hareketle namazın farz olduğunu söylüyor. Peki neden?
Nedeni şu: Çünkü Kur‘ân-ı Kerim‘de ve Peygamber Efendimizin hadislerinde bir şey Yap‘, Et‘ şeklinde emir tarzında gelirse, bu hüküm ilk etapta farziyet‘ ifade eder. Zekât ve benzeri birçok ibâdet içinde aynı şey söz konusudur.
İşte bunun gibi Lâ ilâhe illallâh‘ın ne anlama geldiğini bilmeyi ifade eden ayette tıpkı “Namazı kılın!” ayetinde olduğu gibi emir kalıbı ile gelmiştir. Bu nedenle namaz nasıl farz ise Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmekte aynı şekilde farzdır.
Burada şöyle bir soru daha sorabilirsin:
-Hocam! Bu ayette Allah bana değil, Peygamber Efendimize
hitap ediyor ve onun bilmesini emrediyor. Dolayısıyla bu emir
beni kapsamaz, beni bağlamaz!‖
Bu soruya da şu şekilde cevap vererek aklına gelen bu şüpheyi yok etmeye çalışacağım: Kur‘ân-ı Kerim‘de Peygamber Efendimize yapılan emir ve
tavsiyelerin tamamı, O‘na özgü olduğunu belirten bir delil olmadığı sürece tüm Müslümanları kapsar.
Yani Allah celle celaluhu
Kur‘ân‘da Efendimize her ne emir vermişse, bu asıl olarak beni
de, seni de bağlar. Mesela Kur‘ân-ı Kerim‘de Peygamber Efendimize anne-babaya hürmet etmeyle alakalı olarak şöyle buyrulmuştur:
“Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaĢırsa sakın ha onlara „öf!‟ bile deme; onları
azarlama! Onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet
ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni
küçükken koruyup yetiĢtirdikleri gibi sen de onlara acı.”
(İsra Suresi, 23, 24)
Bu ayette ki hitap kesinlikle Peygamber Efendimizedir. Ama
dünya âlem bilmektedir ki, Efendimizin anne-babası kendisine
bu ayetler geldiğinde vefat etmiştir ve Efendimizin onlara böyle
bir şey söylemesi asla mümkün değildir. O zaman bu ayeti nasıl
anlamamız gerekmektedir?
İşte yine yukarıda söylediğimiz gerçeğe vurgu yapacağız:
Kur‘ân-ı Kerim‘de Peygamber Efendimize yapılan emir ve tavsiyelerin tamamı, O‘na özgü olduğunu belirten bir delil olmadığı
sürece herkesi kapsar ve içine alır.
6:23 Bitiş
#seslikitap #islam #islamic #ibrahimgadban
0:03 La İlahe İllallah’ı Bilmek Farzdır!:
Önsözde de bir nebze değindiğim gibi, lâ ilâhe
illallâh kelimesi Müslüman olduğunu söyleyen bir
toplumda yaşadığımızdan olsa gerek, bizlerin çocukluktan bu yana hep duyageldiği ve hiç de yabancısı olmadığı bir kelimedir.
Tabir yerindeyse toplumun en gavuru bile belki içinde hiçbir sıkıntı duymadan ara ara bu kelimeyi söylemekte ve dile getirmektedir. Hatta kendince imanından şüphe duyduğu zaman nikâh elden gitmesin diye derinden derinden, vurgulaya vurgulaya söyler.
Söyleyince de cenneti garantilediği için rahatladığını hisseder! Evet, işte böyle bir kelimedir lâ ilâhe illallâh.
Ama maalesef ve maalesef ki, ne dindar olanları, ne de dinden
uzak olanları bu kelimenin bir türlü mana ve muhtevasını öğrenme noktasında gayret göstermemektedir.
Oysa Allah her şeyden önce hatta namazdan, oruçtan bile önce bizlere, bu kelimeyi öğrenmeyi, anlamlarını bilmeyi ve gereğince yaşamayı farz
kılmıştır.
Şimdi gel, beraberce bu kelimenin ne anlama geldiği ve neden öğrenmemiz gerektiği sorusunun cevabını bulmaya çalışalım. Rabbimiz Kur‘ân-ı Kerim‘de, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere tüm insanlara Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmeyi farz kılmıştır. Rabbimiz şöyle buyurur:
“(Ey Muhammed!) Lâ ilâhe illallâh‟ı (yani Allah‘tan başka hiç
bir hak ilah olmadığını) bil! Hem kendinin, hem de iman etmiĢ
erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.”
(Muhammed Suresi, 19)
Rabbimiz burada Peygamber Efendimize emir buyurarak
kendisinden Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmesini istiyor. “Bil, Ey Muhammed!” ifadesi bunun farz ve mutlaka yapılması gereken bir emir olduğunu ortaya koyuyor.
Burada: -Hocam, bunu bilmenin farz olduğunu nereden çıkarıyorsun? Kim söylemiş Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmenin farz olduğunu? şeklinde bir soru sorabilirsin ve bu soruyu sormak senin hakkındır. Ben bu soruna şu soruyla cevap vereceğim ki, inşâallah bunun cevabını bulduğunda konumuzla alâkalı sorunun da cevabı kendiliğinden ortaya çıkmış olacaktır.
Sorum şu: Namaz farz mıdır?
Eğer cevabın Evet‘ ise -ki böyle olmak zorundadır- o zaman bunun delili nedir?
Bu soruya senin yerine istersen ben cevap vereyim: Evet,
namaz farzdır ve bunun delili Rabbimizin “Namazı kılın!” şeklinde Kur‘ân-ı Kerim‘in farklı yerlerinde verdiği emirdir.
Dikkat edersen bu ayetlerde ‘namaz fardır‘ denilmiyor; ama
tüm ulema bu ayetlerden hareketle namazın farz olduğunu söylüyor. Peki neden?
Nedeni şu: Çünkü Kur‘ân-ı Kerim‘de ve Peygamber Efendimizin hadislerinde bir şey Yap‘, Et‘ şeklinde emir tarzında gelirse, bu hüküm ilk etapta farziyet‘ ifade eder. Zekât ve benzeri birçok ibâdet içinde aynı şey söz konusudur.
İşte bunun gibi Lâ ilâhe illallâh‘ın ne anlama geldiğini bilmeyi ifade eden ayette tıpkı “Namazı kılın!” ayetinde olduğu gibi emir kalıbı ile gelmiştir. Bu nedenle namaz nasıl farz ise Lâ ilâhe illallâh‘ı bilmekte aynı şekilde farzdır.
Burada şöyle bir soru daha sorabilirsin:
-Hocam! Bu ayette Allah bana değil, Peygamber Efendimize
hitap ediyor ve onun bilmesini emrediyor. Dolayısıyla bu emir
beni kapsamaz, beni bağlamaz!‖
Bu soruya da şu şekilde cevap vererek aklına gelen bu şüpheyi yok etmeye çalışacağım: Kur‘ân-ı Kerim‘de Peygamber Efendimize yapılan emir ve
tavsiyelerin tamamı, O‘na özgü olduğunu belirten bir delil olmadığı sürece tüm Müslümanları kapsar.
Yani Allah celle celaluhu
Kur‘ân‘da Efendimize her ne emir vermişse, bu asıl olarak beni
de, seni de bağlar. Mesela Kur‘ân-ı Kerim‘de Peygamber Efendimize anne-babaya hürmet etmeyle alakalı olarak şöyle buyrulmuştur:
“Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaĢırsa sakın ha onlara „öf!‟ bile deme; onları
azarlama! Onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet
ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni
küçükken koruyup yetiĢtirdikleri gibi sen de onlara acı.”
(İsra Suresi, 23, 24)
Bu ayette ki hitap kesinlikle Peygamber Efendimizedir. Ama
dünya âlem bilmektedir ki, Efendimizin anne-babası kendisine
bu ayetler geldiğinde vefat etmiştir ve Efendimizin onlara böyle
bir şey söylemesi asla mümkün değildir. O zaman bu ayeti nasıl
anlamamız gerekmektedir?
İşte yine yukarıda söylediğimiz gerçeğe vurgu yapacağız:
Kur‘ân-ı Kerim‘de Peygamber Efendimize yapılan emir ve tavsiyelerin tamamı, O‘na özgü olduğunu belirten bir delil olmadığı
sürece herkesi kapsar ve içine alır.
6:23 Bitiş
#seslikitap #islam #islamic #ibrahimgadban
