Sa’d b. Ebi Vakkas tarihte مُسْتَجَابَ الدَّعْ olarak bilinen sahabîlerden bir tanesi. Allah’tan dünya ahiret ne istemişse verilmiş. Dua, beddua ne ederse kabul edilmiş. Ben bir çok örnek var ama bir tanesini zikredeceğim. Ömer (ra) hilafeti döneminde Sa’d b. Ebi Vakkas’ı Kûfe’ye vali olarak tayin etmiş. Kûfe’de elinden geldiğine Allah’ın dinini ikame etmeye çalışmış. İnsanlar arasında adaletle hükmetmiş. Mazlumların yardımcısı olmuş. Yani bir vali ne yapması gerekiyorsa, Sa’d’da aynı şekilde onu yapmış.
Lakin Kûfe ahalisi işte. Kûfe, biliyorsunuz namert insanların çok olduğu bir beldedir. Kûfe adam satar. Hüseyin (ra)’ı satan Kûfeliler biliyorsunuz. İşte Sa’d b. Ebi Vakkas’ı da tabiri caizse satmışlar. O kadar ağır şikayetlerle Ömer (ra)’a şikayet etmişler ki içlerinden bazıları şunu deme cüretinde bulunmuş: “Sa’d namaz kıldırmayı bilmiyor.” Yahu Sa’d (ra) aşere-i mübeşşereden bir tanesi. Allah Rasulü (sav)’in ilk iman edenlerinden. Yılları, ömrü Allah Rasulü (sav) ile beraber cemaatle namaz kılmakla geçmiş. Bu adam için namaz kıldıramıyor diyorlar. Bu kadar ağır iftiralarda bulunmuşlar.
Tabi halife Ömer (ra) bunu değerlendirmek zorunda. Çünkü şikayet var. Hemen bir elçi görevlendirmiş. Kûfe’ye göndermiş. Ve demiş ki: Halkı teftiş et. Mescidlere git. Gerçekten de Sa’d b. Ebi Vakkas bunların dediği gibiyse bana haber et. Görevli gitmiş. Kûfe’de ne kadar köyde, kasabada, kentte mescid varsa hepsini gezmiş. Her insanın dediği şu:NGörevli gitmiş. Kûfe’de ne kadar köyde, kasabada, kentte mescid varsa hepsini gezmiş.
Her insanın dediği şu: Biz Sa’d b. Ebi Vakkas’tan hayırdan başka bir şey görmedik. Allah için düzgün namaz kıldırır. Biz hiçbir kötülüğünü görmedik. Böyle hüsnü şehadette bulunmuşlar. Lakin Ben-u Abs diye, Absoğulları diye meşhur bir kabilenin mescidine gittiğinde, Absoğullarından bir tane adam, ismi de Usame b. Katade demiş ki: Ey görevli! Allah’a yemin ederim Sa’d ne Allah yolunda çıkarılan ordulara katılır, ne insanlara taksimat yaptığında düzgün taksimat yapar, ne de insanların arasındaki meselelerde adaletle hüküm verir. Bu üç şeyi asla yapmaz Sa’d.” demiş. Tabi elçiyle beraber Sa’d (ra)’da orada.
Bunu duyunca Sa’d, “ben öyle değilim” falan dememiş. Sadece ne demiş biliyor musun? Ey Usame! Eğer sen yalancıysan Allah senin ömrünü uzatsın. Büyük fakirlikler versin. Ve seni fitnelere maruz bıraksın. Üç şeye, üç şeyle beddua etmiş. Eğer sen yalan söylüyorsan demiş, yani dememiş ki “ben böyle değilim, sen iftira atıyorsun.” Tamam demiş. Madem ben böyleyim, eğer ben doğruysam Allah seni bu dediğim şeylerle imtihan etsin. Demiş ve çekmiş gitmiş.
Bu hadisi rivayet eden Abdulmelik b. Umeyr demiş ki: Ben bu adamı gördüm. Yıllar sonra. Kaşları gözlerinin önüne inecek kadar uzamış. Perperişan bir hale gelmiş. Öyle ki yollardan geçen kızlara laf atacak, sarkıntılık yapacak kadar da ahlaksız bir hale düşmüş. Fitneye maruz kalmış. Soranlar olduğunda da senin bu halin nedir diye, Sa’d’ın bedduası bana tuttu dermiş. Bakın. Sa’d b. Ebi Vakkas (ra) elbette müstecâbud dua olmasının başka sebepleri de var ama helaline, haramına çok dikkat edermiş. Bir konuda yediği şey helal mi haram mı? Buna azami derecede özen gösterir, Peygamber Efendimiz (sav)’in dediği gibi: أَطِبْ مَطْعَمَكَ diyor ya. Yediğini helal eyle.
Buna özen gösterdiğinden dolayı Allah onu müstecâbud dua bir adam eylemiş. Eğer siz de duaları hızlı bir şekilde kabul edilen bir insan olmak istiyorsanız helalinize, haramınıza dikkat edin. Özellikle bedeninize aldığınız gıdalara helal alma noktasına azami derecede özen gösterin.
Önemli Anlar:
0:13 Sa’d B. Ebî Vakkas’ın Bedduası
#beddua #tevhid #ibrahimgadban
Lakin Kûfe ahalisi işte. Kûfe, biliyorsunuz namert insanların çok olduğu bir beldedir. Kûfe adam satar. Hüseyin (ra)’ı satan Kûfeliler biliyorsunuz. İşte Sa’d b. Ebi Vakkas’ı da tabiri caizse satmışlar. O kadar ağır şikayetlerle Ömer (ra)’a şikayet etmişler ki içlerinden bazıları şunu deme cüretinde bulunmuş: “Sa’d namaz kıldırmayı bilmiyor.” Yahu Sa’d (ra) aşere-i mübeşşereden bir tanesi. Allah Rasulü (sav)’in ilk iman edenlerinden. Yılları, ömrü Allah Rasulü (sav) ile beraber cemaatle namaz kılmakla geçmiş. Bu adam için namaz kıldıramıyor diyorlar. Bu kadar ağır iftiralarda bulunmuşlar.
Tabi halife Ömer (ra) bunu değerlendirmek zorunda. Çünkü şikayet var. Hemen bir elçi görevlendirmiş. Kûfe’ye göndermiş. Ve demiş ki: Halkı teftiş et. Mescidlere git. Gerçekten de Sa’d b. Ebi Vakkas bunların dediği gibiyse bana haber et. Görevli gitmiş. Kûfe’de ne kadar köyde, kasabada, kentte mescid varsa hepsini gezmiş. Her insanın dediği şu:NGörevli gitmiş. Kûfe’de ne kadar köyde, kasabada, kentte mescid varsa hepsini gezmiş.
Her insanın dediği şu: Biz Sa’d b. Ebi Vakkas’tan hayırdan başka bir şey görmedik. Allah için düzgün namaz kıldırır. Biz hiçbir kötülüğünü görmedik. Böyle hüsnü şehadette bulunmuşlar. Lakin Ben-u Abs diye, Absoğulları diye meşhur bir kabilenin mescidine gittiğinde, Absoğullarından bir tane adam, ismi de Usame b. Katade demiş ki: Ey görevli! Allah’a yemin ederim Sa’d ne Allah yolunda çıkarılan ordulara katılır, ne insanlara taksimat yaptığında düzgün taksimat yapar, ne de insanların arasındaki meselelerde adaletle hüküm verir. Bu üç şeyi asla yapmaz Sa’d.” demiş. Tabi elçiyle beraber Sa’d (ra)’da orada.
Bunu duyunca Sa’d, “ben öyle değilim” falan dememiş. Sadece ne demiş biliyor musun? Ey Usame! Eğer sen yalancıysan Allah senin ömrünü uzatsın. Büyük fakirlikler versin. Ve seni fitnelere maruz bıraksın. Üç şeye, üç şeyle beddua etmiş. Eğer sen yalan söylüyorsan demiş, yani dememiş ki “ben böyle değilim, sen iftira atıyorsun.” Tamam demiş. Madem ben böyleyim, eğer ben doğruysam Allah seni bu dediğim şeylerle imtihan etsin. Demiş ve çekmiş gitmiş.
Bu hadisi rivayet eden Abdulmelik b. Umeyr demiş ki: Ben bu adamı gördüm. Yıllar sonra. Kaşları gözlerinin önüne inecek kadar uzamış. Perperişan bir hale gelmiş. Öyle ki yollardan geçen kızlara laf atacak, sarkıntılık yapacak kadar da ahlaksız bir hale düşmüş. Fitneye maruz kalmış. Soranlar olduğunda da senin bu halin nedir diye, Sa’d’ın bedduası bana tuttu dermiş. Bakın. Sa’d b. Ebi Vakkas (ra) elbette müstecâbud dua olmasının başka sebepleri de var ama helaline, haramına çok dikkat edermiş. Bir konuda yediği şey helal mi haram mı? Buna azami derecede özen gösterir, Peygamber Efendimiz (sav)’in dediği gibi: أَطِبْ مَطْعَمَكَ diyor ya. Yediğini helal eyle.
Buna özen gösterdiğinden dolayı Allah onu müstecâbud dua bir adam eylemiş. Eğer siz de duaları hızlı bir şekilde kabul edilen bir insan olmak istiyorsanız helalinize, haramınıza dikkat edin. Özellikle bedeninize aldığınız gıdalara helal alma noktasına azami derecede özen gösterin.
Önemli Anlar:
0:13 Sa’d B. Ebî Vakkas’ın Bedduası
#beddua #tevhid #ibrahimgadban
