0:00 İntro
0:11 Mukaddime: Kardeşlerim anlatacağım Ayet Al-i İmran Suresi’nin 186. Ayet-i Kerimesi. Ben bu Ayet-i Kerimeyi şahsen çok önemsiyorum. Çünkü biliyorsunuz imtihanların çok ağır olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle dünyanın böyle helake doğru sürüklendiği şu dönemde gerçekten hepimiz çok şiddetli imtihanlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kimimiz madde ile kimimiz mana ile imtihan ediliyor. Kimimiz bir takım bedensel sıkıntılarla, kimimiz çoluğu-çocuğu, annesi-babası veya eşi dostu gibi yakınlarıyla imtihan ediliyor. Ama öyle veya böyle herkes imtihan ediyor. Ve imtihanların şiddeti, dozajı gün gün artıyor.
4:05 Birinci: Ağır imtihanı, bela kelimesi ile ifade edilmesi
Normalde Arap dilinde imtihan kelimesinin bir çok kullanımı var. Farklı farklı kelimelerle imtihan kelimesi izah edilmiştir. Mesela bunlardan bir tanesi fitne kelimesidir. Bir tanesi mihne kelimesidir. Bir tanesi de bela kelimesidir. Bunların her biri imtihan anlamına gelir. Ama aralarında nitelik olarak farklılıklar vardır. Mesela fitne, çok ağır can yakarak bir insanın kalitesini ortaya çıkartmak anlamında kullanılmıştır Bela ise, bir insanı yıpratacak şekilde imtihana tabi tutarak onun kalitesini ortaya çıkartma anlamında kullanılmıştır. Arapçada bela demek zaten bir şeyi yıpratmak demek. Bir elbiseyi sürte sürte eskitmek demek.
6:27 İkinci: “لَتُبْلَوُنَّ ” ifadesi.
Bakın! Burada Arapça bilen kardeşler zaten bilir ama bilmeyenler için izah edeyim. Fiil-i Muzarinin yani bu fiilin diyeyim başına gelen o “L” harfi Bir de sonuna gelen “Tekit Nunu” “لَتُبْلَوُنَّ ” derken oradaki “نَّ” Bunlar Arap dilinde bir şeyin muhakkaklığını kesinliğini, şüphesizliğini ifade eder. Yani Allah(ac) sizi imtihan edeceğiz de diyebilirdi. Böyle demedi. Gerçekten hiç bir şüpheye mahal yok ki biz sizi muhakkak imtihan edeceğiz. Böyle bir vurgu dili bilen insanlar için çok önemlidir.
8:56 Üçüncü: Bir çok eziyet veren söz işiteceksiniz ifadesi
Dikkat ederseniz kardeşlerim Rabbimiz burada siz Yahudi ve Hristiyanlardan, bir de Allah’a şirk koşan gruplardan çok eziyet göreceksiniz demedi. Bakın! Eziyet göreceksiniz demedi. Peki ne dedi? Eziyet verici ifadeler/sözler işiteceksiniz. Kitap ehlinden ve müşriklerden eziyet veren sözler işiteceksiniz. Peki bunun arasında ne gibi bir fark var?
15:21 Dördüncü: Eziyet verici sözleri çok çok duyacaksınız!
Rabbimiz Ayetin devamında اَذًى كَثيراً buyurarak kâfirlerden duyacağımız eziyet verici sözlerin öyle az-uz olmayacağını, bilakis çok olacağını, bizlere hatırlattı. Bakın “كَثيراً” “اَذًى كَثيراً” Arapça’da çok demektir. Yani Allah kâfirlerden ve müşriklerden eziyet verici sözler duyacaksınız demedi Eziyet verici sözleri çok çok duyacaksınız.
17:21 Beşinci: Şirk koşanlardan eziyetler duyacağımız. Zararlar değil.
Allah’a şirk koşanlardan eziyetler duyacağımızı söyledi, zararlar değil. Bakın! Bu ikisinin arasında inanılmaz fark var. Bir insan kâfirlerden eziyet görebilir. Ama Allah’ın ona öğrettiği tedbirlere sarılırsa kâfirlerden zarar göremez.
18:31 Altıncı: Müşrikler, Yahudi ve Hristiyanlar ile ittifak kurabilir.
Allah(ac) normalde birbirlerinden ayrı oldukları halde, birbirlerine düşman oldukları halde söz konusu Muvahhidler olduğunda, söz konusu iman ehli olduğunda müşriklerle, Yahudi ve Hristiyanların ittifak kurabileceğini, bir araya gelebileceğini, Mü’minlere karşı yürütülen propaganda da aynı masada oturup, Mü’minlere karşı yek bir vücut halinde bir tavır ortaya koyabileceklerini söylüyor. Ne diyor? Gerek Yahudi ve Hristiyanlar’dan, gerekse Allah’a şirk koşanlardan siz eziyet veren sözler işiteceksiniz.
19:31 Yedinci: Sabreder ve muttakice davranırsanız…
Sabrı takvanın önünde zikretti. Alimlerimiz -Allah rahmet etsin- kitaplarında bunun da hikmetini anlatıyorlar. Diyorlar ki: Allah’ın (ac) sabrı önce, takvayı sonra zikretmesinin bir çok hikmeti vardır ama bunlardan en önemlisi bir insan kâfirlerden eziyet verici sözler duyduğunda hele küfre varan, hakarete varan, onların namuslarına dokunan sözler duyduğunda karşılık vermek isteyebilir. Bu insani olarak normal bir reaksiyondur. Burada Allah diyor ki: “Siz sabrederseniz, yani onların kötülüklerine, kötülükle karşılık vermez ve sizi zorladıklarında takvaya sarılırsanız.” Yani?
23:22 Bitiş
Bu dersler, eski derslerden alıntıdır!
#islam #ramadan #ibrahimgadban
0:11 Mukaddime: Kardeşlerim anlatacağım Ayet Al-i İmran Suresi’nin 186. Ayet-i Kerimesi. Ben bu Ayet-i Kerimeyi şahsen çok önemsiyorum. Çünkü biliyorsunuz imtihanların çok ağır olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle dünyanın böyle helake doğru sürüklendiği şu dönemde gerçekten hepimiz çok şiddetli imtihanlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kimimiz madde ile kimimiz mana ile imtihan ediliyor. Kimimiz bir takım bedensel sıkıntılarla, kimimiz çoluğu-çocuğu, annesi-babası veya eşi dostu gibi yakınlarıyla imtihan ediliyor. Ama öyle veya böyle herkes imtihan ediyor. Ve imtihanların şiddeti, dozajı gün gün artıyor.
4:05 Birinci: Ağır imtihanı, bela kelimesi ile ifade edilmesi
Normalde Arap dilinde imtihan kelimesinin bir çok kullanımı var. Farklı farklı kelimelerle imtihan kelimesi izah edilmiştir. Mesela bunlardan bir tanesi fitne kelimesidir. Bir tanesi mihne kelimesidir. Bir tanesi de bela kelimesidir. Bunların her biri imtihan anlamına gelir. Ama aralarında nitelik olarak farklılıklar vardır. Mesela fitne, çok ağır can yakarak bir insanın kalitesini ortaya çıkartmak anlamında kullanılmıştır Bela ise, bir insanı yıpratacak şekilde imtihana tabi tutarak onun kalitesini ortaya çıkartma anlamında kullanılmıştır. Arapçada bela demek zaten bir şeyi yıpratmak demek. Bir elbiseyi sürte sürte eskitmek demek.
6:27 İkinci: “لَتُبْلَوُنَّ ” ifadesi.
Bakın! Burada Arapça bilen kardeşler zaten bilir ama bilmeyenler için izah edeyim. Fiil-i Muzarinin yani bu fiilin diyeyim başına gelen o “L” harfi Bir de sonuna gelen “Tekit Nunu” “لَتُبْلَوُنَّ ” derken oradaki “نَّ” Bunlar Arap dilinde bir şeyin muhakkaklığını kesinliğini, şüphesizliğini ifade eder. Yani Allah(ac) sizi imtihan edeceğiz de diyebilirdi. Böyle demedi. Gerçekten hiç bir şüpheye mahal yok ki biz sizi muhakkak imtihan edeceğiz. Böyle bir vurgu dili bilen insanlar için çok önemlidir.
8:56 Üçüncü: Bir çok eziyet veren söz işiteceksiniz ifadesi
Dikkat ederseniz kardeşlerim Rabbimiz burada siz Yahudi ve Hristiyanlardan, bir de Allah’a şirk koşan gruplardan çok eziyet göreceksiniz demedi. Bakın! Eziyet göreceksiniz demedi. Peki ne dedi? Eziyet verici ifadeler/sözler işiteceksiniz. Kitap ehlinden ve müşriklerden eziyet veren sözler işiteceksiniz. Peki bunun arasında ne gibi bir fark var?
15:21 Dördüncü: Eziyet verici sözleri çok çok duyacaksınız!
Rabbimiz Ayetin devamında اَذًى كَثيراً buyurarak kâfirlerden duyacağımız eziyet verici sözlerin öyle az-uz olmayacağını, bilakis çok olacağını, bizlere hatırlattı. Bakın “كَثيراً” “اَذًى كَثيراً” Arapça’da çok demektir. Yani Allah kâfirlerden ve müşriklerden eziyet verici sözler duyacaksınız demedi Eziyet verici sözleri çok çok duyacaksınız.
17:21 Beşinci: Şirk koşanlardan eziyetler duyacağımız. Zararlar değil.
Allah’a şirk koşanlardan eziyetler duyacağımızı söyledi, zararlar değil. Bakın! Bu ikisinin arasında inanılmaz fark var. Bir insan kâfirlerden eziyet görebilir. Ama Allah’ın ona öğrettiği tedbirlere sarılırsa kâfirlerden zarar göremez.
18:31 Altıncı: Müşrikler, Yahudi ve Hristiyanlar ile ittifak kurabilir.
Allah(ac) normalde birbirlerinden ayrı oldukları halde, birbirlerine düşman oldukları halde söz konusu Muvahhidler olduğunda, söz konusu iman ehli olduğunda müşriklerle, Yahudi ve Hristiyanların ittifak kurabileceğini, bir araya gelebileceğini, Mü’minlere karşı yürütülen propaganda da aynı masada oturup, Mü’minlere karşı yek bir vücut halinde bir tavır ortaya koyabileceklerini söylüyor. Ne diyor? Gerek Yahudi ve Hristiyanlar’dan, gerekse Allah’a şirk koşanlardan siz eziyet veren sözler işiteceksiniz.
19:31 Yedinci: Sabreder ve muttakice davranırsanız…
Sabrı takvanın önünde zikretti. Alimlerimiz -Allah rahmet etsin- kitaplarında bunun da hikmetini anlatıyorlar. Diyorlar ki: Allah’ın (ac) sabrı önce, takvayı sonra zikretmesinin bir çok hikmeti vardır ama bunlardan en önemlisi bir insan kâfirlerden eziyet verici sözler duyduğunda hele küfre varan, hakarete varan, onların namuslarına dokunan sözler duyduğunda karşılık vermek isteyebilir. Bu insani olarak normal bir reaksiyondur. Burada Allah diyor ki: “Siz sabrederseniz, yani onların kötülüklerine, kötülükle karşılık vermez ve sizi zorladıklarında takvaya sarılırsanız.” Yani?
23:22 Bitiş
Bu dersler, eski derslerden alıntıdır!
#islam #ramadan #ibrahimgadban
