“Kim rahmanı zikretmekten yüz çevirirse, biz ona kovulmuş şeytanı musallat ederiz. Artık bu onun ayrılmaz arkadaşıdır.” (43/Zuhruf, 36)

ÜÇÜNCÜ İPUCU: “Kur’ân Okunurken Susup Pür Dikkat Kesilmek”

 

RAHMETLİ OLMANIN İPUÇLARI -3-

بسم الله الرحمن الرحيم

Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…

 

ÜÇÜNCÜ İPUCU:

“Kur’ân Okunurken Susup Pür Dikkat Kesilmek”

 

Bir önceki yazımızda rahmetli olmanın ipuçlarından biri olan “Kur’ân’a Tâbi Olmak” ve “Takvâlı Davranmak” konusunu ele almaya çalışmıştık. Bu yazımızda inşâallah diğer bir rahmet ipucunu ele alarak, rahmet denizindeki yolculuğumuza devam edeceğiz. Bu yazımızdaki rahmet ipucumuz, Kur’ân okunurken susup pür dikkat kesilmek. Rabbimiz şöyle buyurur:

وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَأَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Rahmete nâil olmanız için, Kur’ân okunduğu zaman, (tam bir saygı ve teslimiyetle) ona kulak verin ve susup, pür dikkat kesilin.” (A‘raf, 204)

İşte önümüzde rahmete nail olabilmenin bir diğer ipucu daha: Kur’ân okunurken susmak ve pür dikkat kesilerek onu dinlemek…

Rahmete erişmek veya diğer bir ifadeyle rahmetli olmak isteyenlere Rabbimizden uzanan diğer bir şefkat eli: Kur’ân okunurken susmak ve pür dikkat kesilerek onu dinlemek…

Eğer gerçekten de Allah’ın sana rahmet etmesini ve merhametiyle muamelede bulunmasını istiyorsan, işte sana kaçırılmaz bir fırsat daha. O’nun sözleri okunurken can kulağıyla dinlemeye çalış ve ne demek istediğini anlamak için ona pür dikkat kesil. İşte o zaman Allah’ın merhametine müstahak olacak ve rahmetiyle muamelede bulunduğu kullar listesine alınacaksın.

Peki, böyle olduğunda ne olacak biliyor musun?

a) Dünyada Allah’ın rahmet meltemlerini yanında eserken hissedecek,

b) Âhirette Allah’ın azabından emniyet içerisinde olacaksın.

Unutma ki Allah bir kuluna rahmet etti mi, artık o kul için ne dünyada ne de âhirette Allah’ın azabı hususunda onu mahzun edecek hiçbir şey olmayacaktır. Azaba dûçar olmak şöyle dursun, onu üzecek, endişelendirecek, tedirgin edecek veya hüzne boğacak şeyler bile ona isabet etmeyecektir. Çünkü ona Allah rahmet etmiş, merhameti ile muamelede bulunmuştur. Allah’ın rahmet ve merhameti ise kimseninkine benzemez.

Rahmete erişebilmenin yollarından bir tanesidir Kur’ân okunurken dinleyip pür dikkat kesilmek. Çünkü ancak sözün sahibine değer veren kimseler sözü dinler ve ona pür dikkat kesilirler. Bu da onların rahmete erişmeleri için bir sebeptir. Sözün sahibine değer vermeyenlerin ise ne söz dinlemeleri beklenir kendilerinden, ne de anlamaya çalışmaları için pür dikkat kesilmeleri…

Bu gün yüksek makam ve mevki sahibi birisinin yanına gittiğinizde onun konuşmalarını dinlemek yerine başka şeylerle meşgul olsanız, dikkatinizi başka şeylere verseniz veya onu anlamaya çalışmasanız, bu ona karşı yapılmış bir saygısızlık addedilmez mi?

Veya o konuşurken siz de bir taraftan başka biri ile konuşsanız, bu saygısızlık olmaz mı?

Normal insanlar için bile bu büyük bir ayıp kabul edilirken, ya âlemlerin Rabbi olan Allah için durum nedir? Bu, O’nun için ayıp sayılmaz mı?

İşte Allah, kendisine karşı böylesi bir ayıbın içerisine düşmeyelim diye ta baştan bizleri uyarmış ve mübarek sözlerine karşı nasıl bir tavır içerisinde olmamız gerektiğini evvelemirde bizlere öğretmiştir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ahlakını yaşamaya çalışan Müslüman bir kul, bırakın büyüklerini, küçüklerini bile dinlerken edep ve saygısından asla ödün vermez. Konuşma ve dinleme kurallarını ona karşı harfiyen yerine getirir. Çünkü o, peygamberinin takipçisidir. Peygamberinin insanlarla konuşurken ve onları dinlerken nasıl bir tavır sergilediğini bildiği için büyük olsun küçük olsun herkese karşı edebini takınır ve asla bu noktada kusurlu davranmaz. Tabi Peygamber ahlakını yaşama derdi olmayanların bırakın küçükleri, büyüklere karşı bile edep nedir, saygı nedir bilmeleri beklenmez.

İşte insanlar konuştuğu zaman onları anlamak için saygı ve edeple dinlemeyi görev bilen Müslümanların, âlemlerin Rabbi olan Allah konuştuğunda O’nu dinlemeyi bilmeleri, anlamaya çalışmak için pür dikkat kesilmeleri, bi tarikin evlâ gereklidir.

Sizin için çok önemli olan bir işe alınmak için iş başvurusunda bulunduğunuzu ve işe alınacak kişilerin başvurularının incelenmelerinin ardından büyük bir alanda bir araya getirildikten sonra isimlerinin tek tek açıklanacağını düşünün… O ortamda listede isminizin olup-olmadığını öğrenmek için nasıl da okunan isimleri pür dikkat dinlersiniz, değil mi?

İşte Allah’tan gelen emir ve direktifleri anlamak için de aynı titizlikle O’nun sözlerini dinlemek, pür dikkat kesilmek gerekir. Çünkü Allah’ın sözleri bizim için her türlü işten ve her türlü görevden daha önemli ve daha önceliklidir. Dünyadaki işler bizim dünyamızı ilgilendirirken, Allah’ın ayetleri bizim âhiretimizi ilgilendirmektedir. Bu nedenle dünyalık işlerden çok daha önemli, çok daha önceliklidir.

*** *** *** 

“Bakmak” ve “görmek” birbirinden farklı iki eylemdir ve aralarında çok büyük fark vardır. Bakmak ve görmek nasıl ki birbirinden farklı ise, aynı şekilde “duymak” ve “dinlemek” de birbirinden farklı iki eylemdir ve aralarında çok ciddi fark vardır.

Kimi insanlar vardır bakarlar, gördükleri zannedilir; ama hakikatte etraflarında olup bitenleri bir türlü göremezler. Bakarkördürler adeta! Kimi insanlar da vardır ki, kendilerine söylenenleri sadece duyarlar, işitip anladıkları zannedilir; ama ne denilmek istendiğini bir türlü anlayıp idrak edemezler. Duyarsağırdırlar sanki! Bu nedenle her bakanı görüyor, her duyanı da işitiyor sanmamak gerekir.

İşte Allah’ın ayetleri karşısında insanların durumları böyledir. Bu yüzden Allah bizden, ayetlerini sadece duymamızı değil, duyup can kulağıyla dinlememizi istiyor. Çünkü o çok iyi biliyor ki, ancak böyle davrananlar nasipdâr olabilirler.

*** *** *** 

Mekkeli müşrikler, insanların Kur’ân’dan etkilenmesinin önüne geçmek için Kur’ân okunurken gürültü çıkarmayı ve ses yaparak Allah’ın ayetlerinin anlaşılmasının önüne geçmeyi adet edinmişlerdi.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهَذَا الْقُرْآنِ وَالْغَوْا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ

 “Kâfirler: ‘Bu Kur’ân’ı dinlemeyin, okunurken boş sözler ortaya atın ki, belki (bu sayede onu) bastırırsınız’ dediler.” (Fussilet, 26)

Onları bu işi yapmaya sevk eden şey, Kur’ân’ın büyüleyici sözleri ve gönülleri fetheden haberleriydi. Çünkü Kur’ân, kendisini alıcı kulakla dinleyen kimselere bir şeyler fısıldamakta, kulaklarına, kalplerini harekete geçirecek tarzda nağmeler bırakmaktaydı. Bu da doğal olarak insanların etkilenmesine sebebiyet vermekte ve Kur’ân’a yönelmelerinin önünü açmaktaydı.

İşte bundan dolayı kâfirler, “Kur’ân’ı dinlemeyin, o okunurken boş sözler ortaya atın” diyordu. Allah da buna mukabil Kur’ân okunurken tam bir saygı ve teslimiyetle ona kulak vermeyi ve susarak, pür dikkat kesilmeyi emir buyurdu.

Müslümanlar, Kur’ân’ın okunduğu her yerde onu dikkatle ve sessizce dinleyerek rahmete layık olmanın adımını atmalıdırlar. Kur’ân okunurken bu tarz bir dinleme yapmamak rahmete mani olacağı gibi, aynı zamanda bu sözün yüceliğine ve onu indiren yüce Allah’ın şanına karşı bir edepsizlik anlamına da gelir.

Bu gün bizim insanımız, Kur’ân’a ve onun direktiflerini anlamaya pür dikkat kesilmek şöyle dursun, onu dinlemekten bile yüz çevirmektedirler. “Dinlemek” derken bununla sadece bir hafızın Kur’ân kıraatini kastetmiyoruz; bununla birlikte Kur’ân’ı anlatan, onun mesajlarını dillendiren ve Kur’ân’ın bizden nasıl bir hayat yaşamamızı istediğini anlatmaya çalışan davetçileri dinlemelerini kastediyoruz.

Evet, halkımız böylesi davetçilerin Kur’ân ayetlerini gündeme getirerek yapmış oldukları hak daveti maalesef dinlememekte, bu davete bir müzik parçasına kulak verdikleri kadar bile kulak vermemektedirler.

Müzik, magazin programları, haberler, maçlar, filmler veya benzeri önemsiz şeylere kulak verdikleri kadar Allah’ın ayetlerine kulak vermeyenler, yarın Allah’ın huzurunda nasıl O’ndan rahmet dilenecek ve kendilerine merhamet etmelerini isteyecekler? Oysa Allah onlara “Rahmete nâil olmanız için, Kur’ân okunduğu zaman, (tam bir saygı ve teslimiyetle) ona kulak verin ve susup, pür dikkat kesilin” diyerek âhirette rahmete erişebilmelerinin yolunu daha dünyada iken göstermemiş miydi? Dünyada Allah’ın ayetlerine kulak vermeyenlere şimdi nasıl rahmet edilsin ki?

Eğer bizler gerçekten de Allah’ın rahmetini istiyor ve O’nun merhamet etmesine talip olduğumuzu söylüyorsak, o zaman Allah’ın ayetlerine kulak verelim, onları can kulağıyla dinleyelim ve ne demek istediğini anlamak için pür dikkat kesilelim. Kim bilir belki de bu sayede Rabbimiz bize rahmet eder ve merhametiyle bizleri azabından korur.

Şunu unutmamak gerekir ki, bazen bir ayete pür dikkat kesilip kulak vermemiz hayatımızda inanılmaz büyük değişikliklere sebep olabilir. Bazen bir bakarsınız, bir ayet sayesinde akidenizde harika ilerlemeler görülür. Bazen bir bakarsınız, bir ayetle ahlakınız değişir. Bazen de bir bakarsınız, bir ayet sizin gidişatınızı düzeltmiştir. Tüm bu güzellikler sizin bir ayeti can kulağıyla dinlemeniz sayesinde olmuştur.

Allah kendisine rahmet etsin, bu gerçeği Üstat Seyyid Kutup şöyle dile getirir:

 “Öyle zamanlar olur ki, sessizce ve pür dikkat bir ayete kulak vermek, insanın vicdanında çok ilginç tepkiler, etkilenmeler, kabullenmeler, şekillenmeler, görüşler, kavrayışlar, rahat ve huzur meydana getirebilir. Bilinçli ve aydın bir bilgi alanında büyük adımlar atmasına neden olabilir. Kur’ân’ın bu etkilerini onu bilen ve tadanlardan başkalarının anlamaları mümkün değildir. Sırf bir okuyuş ve terennümden ibaret olarak değil, bilerek, anlayarak ve düşünerek bu Kur’ân’a yönelmek insanın kalbinde ve aklında son derece ileri boyutlara varan açık görüşler, huzura kavuşturan detaylı bilgiler, sıcaklık, canlılık ve hareket bahşeder. Aktif bir hareket, umut ve direnç verir. Başka hiçbir bilginin, deneyimin veya ruh eğitiminin kazandıramayacağı özellikler kazandırır!”[1]

Eğer gerçekten de bunu yaşantınızda görmek istiyorsanız, deneyebilirsiniz. Bizden öncekiler denemiş ve son derece başarılı olmuşlardır. Sahabe nesli bunun açık bir örneğidir. Onlar dünyanın en azgın, en sapık ve en berbat insanları iken, kendilerine okunan bir ayet sayesinde bir anda hayatları değişmiş ve tüm Müslümanlara örneklik teşkil eden insanlar oluvermişlerdir.

Bu Âyetle Nasıl Amel Edebilirim?

Şerhini yapmaya çalıştığımız A’raf Suresi’nin 204 âyeti, kendisiyle amel ettiğimiz takdirde bizleri Allah’ın rahmetine müstahak kılacaktır. Bu rahmete erişebilmemiz için bizlerin;

● Başkaları tarafından Kur’ân okunmasına müsaade etmesi,

● Kur’ân okunurken saygı ve teslimiyetle susması,

● Can kulağıyla onu dinlemesi,

● Ona pür dikkat kesilmesi,

● Kur’ân kıraatleriyle baş başa kaldığımızda sustuğumuz, dinlediğimiz gibi, Kur’ân anlatan, tefsirini yapan ve onu izah eden kimselerle bir arada bulunduğumuzda da susup, dinlemesi,

● Hayatın her alanında Kur’ân okunurken sustuğumuz gibi, namazda öndeki kardeşimiz okurken de susması,

● Haberlere, etrafımızda olup biten olaylara kulak verdiğimiz gibi –hatta daha öte– Kur’ân’ın haberlerine kulak vermesi gerekmektedir.

İşte biz bunlara riayet ettiğimiz zaman Allah’ın izniyle rahmet-i ilahiyeye mazhar olacak ve hem dünyada hem de âhirette merhamet edilmeye hak kazanan kullardan olacağız.

Allah hepimizi rahmetine hak kazanarak cennetine giren kullardan eylesin.

 

Faruk Furkan

 

 



[1] Fi Zilal, A’raf Sûresi 204. âyetin tefsiri.

Okunma Sayısı:1011