Ey İman Edenler 25. Ders
– Her Daim Adaletli Olun! –
Nisa Suresi 135. Ayetin Tefsiri
0:00 Her Daim Adaletli Olun!
0:59 Nisâ Sûresi 135. Ayetin Tefsiri.
“Ey iman edenler! Kendinizin, anne-babanızın ya da yakın akrabalarınızın aleyhine dahi olsa, adaleti ayakta tutan ve Allah için şahitlik yapan kimseler olun. (Şahitlik yaptığınız kişi) ister zengin olsun ister fakir, Allah onların maslahatını sizden daha iyi bilir. Sakın adaletten saparak nefsinize uyup heva ile hareket etmeyin. Eğer (şahitlik ederken) lafı ağzınızda gevelerseniz veya (şahitlikten) yüz çevirirseniz bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Adaletin Önemi
Kardeşlerim,
Bugün üzerinde duracağımız bu âyet, yalnızca Kur’an’ın değil, insanlık tarihinin en önemli hükümlerinden biridir. Çünkü adalet, göklerin ve yerin üzerine bina edildiği temel bir esastır. Rabbimiz, bu âyetle bizden adaleti sürekli bir şekilde ayakta tutmamızı istiyor.
Adalet öyle bir erdemdir ki, onu hayatına rehber edinen bir insan, hem Allah katında hem de toplum nazarında saygınlık kazanır. Bu nedenle, adalet anlayışımızı Kur’an’ın emirlerine göre şekillendirmeliyiz.
Adalet Nedir?
Adalet, zulmün zıddıdır. Istılahta ise şu şekilde tanımlanır:
“Her hak sahibine, Allah’ın rızasına uygun bir şekilde hakkını teslim etmektir.”
Bu tanımdan hareketle:
1. Her hak sahibine hakkını vermek esastır.
2. Hakkı teslim ederken Allah’ın rızası gözetilmelidir.
Eğer bu iki unsurdan biri eksikse, adalet gerçekleşmez. İnsanların hoşuna gitse de gitmese de, hüküm verirken Allah’ın emirlerini dikkate almak şarttır.
Adalet ve Eşitlik Aynı Şey midir?
Burada önemli bir noktaya değinelim: Adalet, eşitlik demek değildir. Eşitlik, herkesin aynı şekilde muamele görmesi demektir. Oysa adalet, herkesin hak ettiğini almasıdır.
Örnek:
İki kardeş düşünün: Biri 15, diğeri 7 yaşında. Elimizde bir ekmek var. Eğer eşitlik ilkesine göre hareket edersek ekmeği ikiye bölüp eşit paylaştırmamız gerekir. Ancak adalet bunu gerektirmez. Çünkü yaş ve ihtiyaç farkları dikkate alınmalıdır.
Sürekli Adalet
Ayette geçen “adaleti ayakta tutanlar” ifadesi, mübalağa sigasıyla gelmiştir. Bu ifade, adaletin sadece bir kere değil, sürekli bir şekilde ayakta tutulmasını emreder.
* Adil olmak bir defalık değil, bir ömür boyu sürecek bir davranış biçimi olmalıdır.
* Bugün değil, her zaman adil olunmalıdır.
Adaletin Kapsamı
Adalet, sadece mahkeme salonlarına özgü bir kavram değildir. Her alanda ve her durumda adaletle hareket etmek farzdır.
Ailemizde, iş yerimizde, arkadaş ilişkilerimizde; hatta düşmanlarımıza karşı bile adil olmalıyız.
Rasûlullah’ın Adalet Anlayışı
Efendimiz ﷺ, adalet hususunda eşsiz bir örnektir. İki hadis-i şerifle bunu anlamaya çalışalım:
1. Numan b. Beşir’in hikâyesi:
Numan b. Beşir, çocuklarından birine bağış yapmış ve Rasulullah ﷺ’ı buna şahit tutmak istemişti. Efendimiz, ona diğer çocuklarına da aynı şekilde bağışta bulunup bulunmadığını sordu. Numan “Hayır” deyince, Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“O halde beni haksız bir davranışa şahit tutma.” (Müslim)
2. Hırsızlık yapan Mahzumoğlu kabilesinden bir kadının durumu:
Kureyşliler, bu kadının cezasını hafifletmek için Rasulullah ﷺ ile konuşmasını Üsame b. Zeyd’den istemişlerdi. Üsame, aracı olmak isteyince Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:
Adaletin Evrenselliği
Adalet, kişisel menfaatlerden ya da duygusal bağlardan bağımsız olmalıdır. Anne-baba, eş, çocuk, akraba; hatta düşman dahi olsa, adaletin gereği neyse onu yapmak gerekir.
Rabbimiz, ayette yakınlarımızın aleyhine bile olsa adil şahitlik yapmamızı emretmiştir. Bu, anne-babaya iyilik etme ilkesine ters düşmez. Bilakis, onları bir hatadan kurtarmak için yapılan şahitlik, en büyük iyiliktir.
Zengin ve Fakir Ayrımı Yapmamak
Rabbimiz, adaletin sosyal statüye göre şekillendirilmesine asla müsaade etmez. Ayette şöyle buyrulur:
“(Şahitlik yaptığınız kişi) ister zengin olsun ister fakir, Allah onların maslahatını sizden daha iyi bilir.”
Bu ifade, fakir olduğu için birine acıyarak ya da zengin olduğu için birine ayrıcalık tanıyarak adaletten sapmayı yasaklar. Çünkü adalet, sosyal statüden bağımsızdır.
Sonuç
Kardeşlerim,
Adalet, bir Müslümanın temel ahlakıdır. Adil bir toplum, ancak bireylerin adil olmasıyla inşa edilebilir. Rabbimizin emrettiği şekilde her durumda adaleti ayakta tutmalı ve bu konuda nefsimize, çevremize ya da menfaatlerimize asla boyun eğmemeliyiz.
*Adaletin olmadığı bir toplumda huzur olmaz.
*Adaletin olmadığı bir kalpte iman yerleşemez.
Rabbim, hepimizi adil olanlardan eylesin!
51:30 Bitiş
#islam #ibrahimgadban #hakim
– Her Daim Adaletli Olun! –
Nisa Suresi 135. Ayetin Tefsiri
0:00 Her Daim Adaletli Olun!
0:59 Nisâ Sûresi 135. Ayetin Tefsiri.
“Ey iman edenler! Kendinizin, anne-babanızın ya da yakın akrabalarınızın aleyhine dahi olsa, adaleti ayakta tutan ve Allah için şahitlik yapan kimseler olun. (Şahitlik yaptığınız kişi) ister zengin olsun ister fakir, Allah onların maslahatını sizden daha iyi bilir. Sakın adaletten saparak nefsinize uyup heva ile hareket etmeyin. Eğer (şahitlik ederken) lafı ağzınızda gevelerseniz veya (şahitlikten) yüz çevirirseniz bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Adaletin Önemi
Kardeşlerim,
Bugün üzerinde duracağımız bu âyet, yalnızca Kur’an’ın değil, insanlık tarihinin en önemli hükümlerinden biridir. Çünkü adalet, göklerin ve yerin üzerine bina edildiği temel bir esastır. Rabbimiz, bu âyetle bizden adaleti sürekli bir şekilde ayakta tutmamızı istiyor.
Adalet öyle bir erdemdir ki, onu hayatına rehber edinen bir insan, hem Allah katında hem de toplum nazarında saygınlık kazanır. Bu nedenle, adalet anlayışımızı Kur’an’ın emirlerine göre şekillendirmeliyiz.
Adalet Nedir?
Adalet, zulmün zıddıdır. Istılahta ise şu şekilde tanımlanır:
“Her hak sahibine, Allah’ın rızasına uygun bir şekilde hakkını teslim etmektir.”
Bu tanımdan hareketle:
1. Her hak sahibine hakkını vermek esastır.
2. Hakkı teslim ederken Allah’ın rızası gözetilmelidir.
Eğer bu iki unsurdan biri eksikse, adalet gerçekleşmez. İnsanların hoşuna gitse de gitmese de, hüküm verirken Allah’ın emirlerini dikkate almak şarttır.
Adalet ve Eşitlik Aynı Şey midir?
Burada önemli bir noktaya değinelim: Adalet, eşitlik demek değildir. Eşitlik, herkesin aynı şekilde muamele görmesi demektir. Oysa adalet, herkesin hak ettiğini almasıdır.
Örnek:
İki kardeş düşünün: Biri 15, diğeri 7 yaşında. Elimizde bir ekmek var. Eğer eşitlik ilkesine göre hareket edersek ekmeği ikiye bölüp eşit paylaştırmamız gerekir. Ancak adalet bunu gerektirmez. Çünkü yaş ve ihtiyaç farkları dikkate alınmalıdır.
Sürekli Adalet
Ayette geçen “adaleti ayakta tutanlar” ifadesi, mübalağa sigasıyla gelmiştir. Bu ifade, adaletin sadece bir kere değil, sürekli bir şekilde ayakta tutulmasını emreder.
* Adil olmak bir defalık değil, bir ömür boyu sürecek bir davranış biçimi olmalıdır.
* Bugün değil, her zaman adil olunmalıdır.
Adaletin Kapsamı
Adalet, sadece mahkeme salonlarına özgü bir kavram değildir. Her alanda ve her durumda adaletle hareket etmek farzdır.
Ailemizde, iş yerimizde, arkadaş ilişkilerimizde; hatta düşmanlarımıza karşı bile adil olmalıyız.
Rasûlullah’ın Adalet Anlayışı
Efendimiz ﷺ, adalet hususunda eşsiz bir örnektir. İki hadis-i şerifle bunu anlamaya çalışalım:
1. Numan b. Beşir’in hikâyesi:
Numan b. Beşir, çocuklarından birine bağış yapmış ve Rasulullah ﷺ’ı buna şahit tutmak istemişti. Efendimiz, ona diğer çocuklarına da aynı şekilde bağışta bulunup bulunmadığını sordu. Numan “Hayır” deyince, Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“O halde beni haksız bir davranışa şahit tutma.” (Müslim)
2. Hırsızlık yapan Mahzumoğlu kabilesinden bir kadının durumu:
Kureyşliler, bu kadının cezasını hafifletmek için Rasulullah ﷺ ile konuşmasını Üsame b. Zeyd’den istemişlerdi. Üsame, aracı olmak isteyince Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:
Adaletin Evrenselliği
Adalet, kişisel menfaatlerden ya da duygusal bağlardan bağımsız olmalıdır. Anne-baba, eş, çocuk, akraba; hatta düşman dahi olsa, adaletin gereği neyse onu yapmak gerekir.
Rabbimiz, ayette yakınlarımızın aleyhine bile olsa adil şahitlik yapmamızı emretmiştir. Bu, anne-babaya iyilik etme ilkesine ters düşmez. Bilakis, onları bir hatadan kurtarmak için yapılan şahitlik, en büyük iyiliktir.
Zengin ve Fakir Ayrımı Yapmamak
Rabbimiz, adaletin sosyal statüye göre şekillendirilmesine asla müsaade etmez. Ayette şöyle buyrulur:
“(Şahitlik yaptığınız kişi) ister zengin olsun ister fakir, Allah onların maslahatını sizden daha iyi bilir.”
Bu ifade, fakir olduğu için birine acıyarak ya da zengin olduğu için birine ayrıcalık tanıyarak adaletten sapmayı yasaklar. Çünkü adalet, sosyal statüden bağımsızdır.
Sonuç
Kardeşlerim,
Adalet, bir Müslümanın temel ahlakıdır. Adil bir toplum, ancak bireylerin adil olmasıyla inşa edilebilir. Rabbimizin emrettiği şekilde her durumda adaleti ayakta tutmalı ve bu konuda nefsimize, çevremize ya da menfaatlerimize asla boyun eğmemeliyiz.
*Adaletin olmadığı bir toplumda huzur olmaz.
*Adaletin olmadığı bir kalpte iman yerleşemez.
Rabbim, hepimizi adil olanlardan eylesin!
51:30 Bitiş
#islam #ibrahimgadban #hakim
