“Kur’ân, âlemler için bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.” (68/Kalem, 52)

KUR’ÂN’I ANLAMAK FARZDIR!

 

بسم الله الرحمن الرحيم

Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla…

Namaz, oruç, zekât ve benzeri ibadetler nasıl ki farz ise, aynı şekilde Kur’ân’ı anlamak da farzdır. Bu bizim kendi nefsimizden uydurduğumuz bir hüküm değil, aksine büyük İslam âlimlerinin ortaya koyduğu bir hakikattir.

İslam âlimleri demişler ki: Bir farz ne ile tamam oluyorsa, o tamamlayıcı şeyde farzdır.[1] Çok basitleştirerek bir örnek verecek olursak, mesela namaz, abdest olmadan sahih olmaz. Bir namazın sahih olabilmesi ancak abdestin varlığına bağlıdır. Bu nedenle hüküm olarak abdestte farzdır.

İşte bunun gibi kişinin tevhidi, şirki, Allah’a kulluğun ne demek olduğunu tanıması; Allah’ı peygamberleri, melekleri ve buna benzer İslam’ın “zarurat-ı diyniyye”den telakki ettiği temel iman konularını öğrenmesi farzdır. Bu farz Kur’ân bilinmeden asla yerine getirilemez. Bu nedenle Kur’ân’ı anlamak ve bunun üzerine kafa yormak farzdır.

Biz, Kur’ân’ı okumaktan bahsederken burada onu Arapçasından ezbere veya yüzüne okumayı kastetmiyoruz. Elbette yerine getirene bu tarz bir okuyuş ne kadar güzel ve faydalıdır. Ancak bizim burada üzerinde durduğumuz husus, Kur’ân’ın anlaşılması olduğundan dolayı Arapça bilmeyen ya da Arapça bilgisi Kur’ân’ı orijinal metinden okuyup anlayacak bir düzeyde olmayan kişinin bu okuyuşu bizim konumuz dışında kalmaktadır. Dolayısıyla bizim “Kur’ân’ı okumak” ifadesiyle kastımız; onun mushaftan, yani Arapçasından anlamaksızın okunmasını değil, aksine anlamının ön plana çıkarılarak mana eksenli okunmasıdır.

Kur’ân, anlaşılmak için okunur. Zira Allah’ın, Resûlullah’a Kur’ân’ı indirmesinin amacı onu insanlara duyurması ve iletmesidir.[2] İnsanlar da kendilerine duyurulan ve iletilen bu mesajı anlamakla yükümlüdürler.[3] Zira hayatlarını Allah’ın istediği istikamette düzenlemekle sorumlu tutulan insanlar bunu ancak kendilerinden isteneni anladıkları zaman yerine getirebilirler. Bu yüzden Kur’ân okumak farzdır. “Bir de Kur’ân’ı okumakla emrolundum…”[4]

 

İbrahim Gadban

 



[1] Bu kaidenin orijinali şu şekildedir: ما لا يتم الواجب إلا به فهو واجب

[2] 16/Nahl, 44, 64; 5/Mâide, 15,19; 14/Ibrâhîm, 4.

[3] 2/Bakara, 219, 221, 243, 266; 24/Nûr, 61; 7/A’râf, 176; 10/Yûnus, 24; 16/Nahl, 44; 38/Yâsîn, 29; 4/Nisâ 82; 47/Muhammed, 24; vd.

[4] 27/Neml, 92. Bkz. Akmed Kalkan, Kuranî Kavramlar Serisi 5, sf. 47, 48.

Okunma Sayısı:554